Suçlu Aranıyor

Ne zaman bir hata yapsak, hatanın sebebi olarak kendimiz dışında herkesi görebiliriz. Alışmışız adeta buna. Hem de fena bir alışkanlık bu. Oysa ilk önce kendimizi ve yaptıklarımızla yapmadıklarımızın ölçülerini düşünmek ve tartmak, hem hatayı kabullenme cesaretini verecek bize hem de hatadan en azından o hatadan ayrı durmanın mantığını. Ama yok! Biz inatla başkasını, başkalarını suçlamayı […]

Uzaktan Uzağa

Saçlarını savurduğunda, kendimi başak tarlasında zannederdim. Kokusu buram buram kalırdı burnumun direğinde. Göğsümde ağrı olurdu sokakta her karşılaşmamızda. Adını, sokağa taşınmamın neredeyse ikinci yılında tesadüfen öğrenmişti. Adıyla münhasır bir duruşu vardı, melek gibiydi gerçekten. Sokağın kedilerini sevmesinden, her yaşlıyla ilgilenmesinden, durakta beklerken herkesle selamlaşmasından, bakışlarındaki yumuşaklıktan belliydi melek gibi bir yüreği olduğu. Her sabah evden […]

Yolculuk

“Uzun ince bir yoldayım, Gidiyorum, gündüz gece.” Hınca hınç dolu bir otobüsteyim. Terminale vardığımda takıldı dilime bu türkü. Ne çok severdi babam da. Uzun seyahatleri olurdu hep. Her gidişinde annem; -Babanız hemen gelecek, derdi. Ama hep geç gelirdi babam. Gelişleri geç olurdu hep. Galiba gelmek istemezdi. Çocukluğum hep babamın olmadığı zamanları defterlere yazarak geçti benim. […]

İnsanız Umut Ederiz, Etmeyiz

İnsan olarak ne kadar farklı noktalarda ne kadar çok tanımımız, ifade edilişimiz var. Ne kadar çok; isim, renk, din, dil, ırk, yaşam biçimi, dünya görüşü, fiziksel yapı, duygusal ve düşünsel terazilere sahibiz. Kimimiz için; “Şu sarışın kadın” denirken, bir diğerimiz için “Adam ne yakışıklı” denir. Birimiz bazen “Bu Alman” olarak işaret ediliriz, birimiz de “Bu […]

Kimliksizin İntiharı

Mustafa’nın o akşam aslında pek keyfi yoktu. Kafası karışık, kalbi hızlıca atar haldeydi. Neredeyse üç gündür tıraş olmamış, banyo yapmamıştı. Dışarıda, dayanması güç bir sıcak vardı üstelik. Bu da yetmezmiş gibi, tansiyonu da çıkmıştı. Heyecandan olsa gerek, diye düşünüyordu. İri yarı gövdesini cenin pozisyonunda yerleştirmişti mor kanepeye. Fındık kabuğu renginde saçları yastığa sarılmış, gökyüzü gibi […]

İsimsizlere Mektuplar – 1

Sana isminle hitap etmeyeceğim sevgili çocuk bu mektubumda. Sana sadece, çocuk diyeceğim. Merhaba Çocuk. Hatırlıyor musun bilmiyorum ama, seni tanıyalı neredeyse on yıl oldu. Hınca hınç insan dolu kalabalıkların arasında, dolmuşların, otobüslerin, özel araçların karmakarışıklığı ve kulakları sağır eden korna sesleri arasında, mavi tabelalı bankanın önünde otururken ki halini hiç unutmam. Işıklarda, karşıdan karşıya geçerken, […]

Dört Koldan Geliyorlar

Şöyle rahatça ayaklarınızı uzatın, kafanızın içinde serseri mayın gibi dolanan düşünceleri de bir kenara dinlenmeye alın ve biraz olsun yakın geçmişteki tarihi bir hatırlayın. Ne kadar mı yakın? On beş sene öncesini örneğin. Neler yaşanıyordu o zamanlarda. Okullar, öğrenciler, çalışan kadınlar, caddelerde vızır vızır seyreden arabalar, politikacılar, bürokratlar, gazeteciler, polisler neydi, nasıldı? Düşünün, hatırlayın! Önlükleri […]

Kabus Yolculuğu

Sol tarafımda deniz, sağ yanımda içimi aydınlatan güneşin kendini süzdüğü yapraklarla hışırtılanan bir koru. Bütün gece süren otobüs yolculuğunda şişen ayaklarımın acısını, karnımın açlığını ve üç yıldan bu yana çektiğim sıkıntıları, zorlu günlerin ızdırabını unutturan bir rahatlıkla kaplanıveriyor bütün bedenim. Bu yolda yürümeyi eskiden de çok severdim. Ne zaman canım sıkılsa kaçıp bu sahile gelir […]

Yürekli Adam

-Hey, durma orada… Heyyyy, sana diyorum. -Lanet olsun, çıkamıyorum buradan. Tut şu çantamı, atıyorum, yakala. -Salla, tutarım. Alp ile Can birbirlerini bu konuşmayı yaptıkları ana kadar hiç tanımıyorlardı. Biri, kentin bir ucunda diğeri en uzağında oturuyordu. Farklı sosyallikten gelmiş, farklı okullarda okumuş, farklı yerlerde eğlenmiş, farklı kıyafetler giymiş iki yabancıydılar birbirlerine. Birkaç akşam öncesinde, Alp […]

Yazarın Gerçekleri / 1

-Bugünün dünden hiçbir farkı yok. Dünün de bir önceki günden yoktu. Öncekinin, bir öncekinden de… Yarın da bugünden farklı olmayacak. Ne vardı sanki yine bütün gece içip böyle leş gibi sızacak? Ne zaman dışarı çıksam kendimi frenleyemiyorum. Bu eve uzun zamandır gelmiyordum. Annem ölünce geldim en son. İki ay oluyor. Hıh, her ayrılış belki de […]