Büyüyen Ekonomi

Sanıyorum başlıktan da anlaşıldığı üzere büyüyen ekonomimizin herkes farkındadır. Rakamlar o kadar fazla büyümeye başladı ki, istesek bile durduramıyoruz… Dolar da hayırlısıyla 4 tl barajını aştı, euro deseniz 5 tl ye dayandı. Benzin fiyatlarımız ise hemen hemen 6 tl seviyesine geldi. Ama asgari ücrete yapılan büyük(!) zamdan dolayı fiyatların bu hale gelmesi hiçbirimizi endişelendirmiyor. Ne de olsa fazlasıyla yetiyor hepimize asgari maaşlar.

Gerçekten hayretle takip ediyorum iktisadi gelişmeleri. Biraz daha zaman geçtiğinde dünyanın en pahalı ülkesi haline geleceğiz. Bu ülkede zengin-fakir makası her geçen gün açılmakta. Şu fiyatların hüküm sürdüğü bir ülkede, insanlar nasıl geçinebilir; ne yiyip, ne içerler inanın bilemiyorum. Artık insanların bir pazar günü ailecek dışarı çıkması bile imkansız hale geldi.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yakın zaman önce doların yaklaşık 3.50 tl civarı olmasından sonra bizlere dolarlarınızı bozdurun şeklinde önlem amaçlı yapılması gerekenleri söylemiş, ülke genelinde birçok; kişi, esnaf, hatta futbol takımlarından bile karşılık bulmuştu. Aradan geçen 3-4 ay sonrasında geldiğimiz duruma bakacak olursak, sanırım cumhurbaşkanımız bile bıraktı artık işin ucunu. Dolar ve euronun, altının bu geldiği fiyatlar sonrasında birçok firma iflas bayrağını açacak veya iflasın eşiğinde olduğunun açıklamasını yapmaya başlayacaktır.

Ekonomiden çok iyi anladığımı söyleyemem; ancak ülke ekonomisi hakkında yorum yapabilmek için de çok iyi anlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. Sadece rakamlara bakmamız bile yeterli. Dış ticaret açığımız rekor seviyeye geldi. Nasıl gelmesin ki, ülke olarak asıl övündüğümüz hayvancılık ve balıkçılık konusunda bile ithalat yapan bir ülke haline geldik. Düşünebiliyor musunuz, haycancılık yani kırmızı et ve balıkçılık konusunda bile ithalat yapmak zorundayız.

Özellikle bu iki sektörle ilgili ithal ürünler getirmekten ben şahsen utanıyorum. Ülke üretiminin bu hale gelmesinde en küçük sorumluluğu olan bile kim varsa esefle kınıyorum. Bu ülkenin tek kurtuluşu yerli üretimi arttırmaktan geçiyor; ancak biz hala inatla özelleştirmelere devam ediyoruz. Bakalım bu şekilde kaç yıl daha götürebileceğiz…

 

İnternete Rtük Ayarı

TBMM Genel Kurulu, internet üzerinde yapılan yayınlara Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) denetimi getiren düzenlemeyi geçtiğimiz çarşamba günü kabul etti. Yeni düzenlemeyle RTÜK, uygun görmediği, yayın hakkı ya da lisansı bulunmayan, ya da hak ve lisanları iptal edilen internet yayınlarının içeriklerine de yayın yasağı uygulayabilecek. Çok şanslıyız…(!) Anlayacağınız, artık denetlenen bir internetimiz var…

Düzenlemeyi eleştiren milyonlarca insan, Türkiye’de internet yayıncılığına “sansür” getirildiğini söylerken, hükümet tarafından gelen açıklamalarda ülkenin değerlerine ve ahlaki düzenine yönelik yanlışların önüne geçmek için bu adımın gerekli olduğu belirtiliyor. Özellikle internet üzerinden yayınlanan dizilerin ve dizi yayınlayan sitelerin artmasıyla bu kararın alındığını düşünüyorum. Gelin hep birlikte bakalım, tam olarak bu değişiklik neler getiriyor:

  • RTÜK’ten geçici yayın hakkı veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcısı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını internet ortamından da sunabilecek.
  • İnternet ortamındaki yayınların devamı için bu platformlar RTÜK’ten yayın lisansı ve de yayın iletim yetkisi almak zorunda kalacak.
  • Sulh ceza hakimi, internet ortamındaki yayınla ilgili içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesine en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karar verilebilecek.
  • İnternet ortamından radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin sunumuna, iletimine, internet ortamından medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmelerine de yayın iletim yetkisi verilmesine, bu yayınların denetlenmesine ve maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri RTÜK ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu belirleyecek.

Sanıyorum RTÜK’ün artık hayatımızda sadece televizyon olarak değil, artık internet yayınları hakkında da söz sahibi olacağını açık bir şekilde anlamışsınızdır. Hükümet kanadı ise ısrarla bunun bir sınırlama değil, ahlaki açıdan yapılan yanlış bir şeyler varsa, bunun düzenlenmesi adına yapıldığını savunmakta.

Peki buradan sormak isterim, ahlaki olarak yapılan birçok yanlış internet ve televizyonda değil, bizzat hayatımızın içerisinde yaşanıyor. Daha kızlarımızın şort veya etek giyip toplu taşıma araçlarında tartaklanması karşısında bile dik duruş sergileyemeyen yönetimimizin, bunların hepsini çözmüş gibi konuyu internete getirmesi de ayrı bir ironi… Gerçekten artık şaşırmıyorum, eminim ki sizler de şaşırmıyorsunuz yaşanılan gelişmelere.

Bakalım, bundan sonraki süreçte birçok kuruluş yayınlarının devam edebilmesi adına RTÜK’ün kapısını aşındırmaya başlayacak. Hep birlikte yayınların devamı adına konulacak “ahlaki” prosedürleri göreceğiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir