Bozkırın Sesi

Ballıkaya mevkiinde bir hareketlilik var. 2 tabur Yunan askeri gece uykusuna meyil ederken, 5. Süvari Kolordusu, Ahır Dağları üzerinde bulunan bu gedikten bir memleketin kurtuluş destanının ilk cümlelerini başlatıyor. Çavuş Mehmet, süren bu yerleşimi geceden sabaha kadar takip ediyordu. Usul usul hatlara yerleşen Mehmet Çavuş eşliğindeki 5. Süvari Kolordusu, 26 Ağustos’u 27’sine bağlayan sabahın ilk ışıklarıyla beraber Ahır Dağları‘nda söz sahibiydi artık.

Geceden başlayan hareketlilik sabahının ışığı ile gelmişti zaten. Omzunda bir ülkenin kaderinin rozetini taşıyan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, kurmayları İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile Kocatepe sırtlarında yerini almış, başkomutanın aklında çözdüğü satrancın ilk hamlesini başlatacaklardı.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa cebinden saatini çıkardı. Elini havaya kaldırıp bir süre bekletti. Yelkovan ve akrep 4.30 olunca Başkomutan elini indirdi ve Büyüz Taaruz‘un taciz ateşi başladı. Afallayan Yunan birlikleri toparlanırken, görev yerlerine geçme süreleri yarım saati bulacaktı. Yarım saatin sonunda görev yerlerini alan Yunan birlikleri, cılız gelen Türk toplarına önlem almaya çalışırken, ellerini sarı bıyıklarında gezdiren Başkomutan saat 05:00’a vurduğunda asıl top atışını başlatıyordu.

Gök delinirken Türk toplarının ürkütücü sesinden, Başkomutan’ın yıldırım gibi çarpan planı Yunan’ı beklenmedik yerden vuruyor, düşmanın başını döndürüyordu. Başkomutan bunu biliyordu. Düşmanın kokusunu duymuyor, düşenlerin yasını tutmuyor, gök gözlerini gökyüzüne döndürüyordu gelecek güzel günler için…

Gök gürledikten sonra gecikmedi şimşek.

Mehmetler 06:00’da hedefini Tınaztepe mevkiine koymuştu. Tellerden aşıp süngülerini şahadetine kaldırdı. 15 dakika önce Yunan bayrağının olduğu yerde ay yıldızın görkemi vardı. Kocatepe‘de yüzlerde sevinç hakimdi, biri dışında. Yüzünde endişe yoktu hiç. Hamlelerini gözden geçiren bir satranç ustasının sakinliği vardı üzerinde.

Mehmet, süngüsüyle Kaleciksivrisi’ne ulaşmış saat 09:00’a varmıştı. Şaşkınlığı atlatan Yunan, toparlanmış mevzisini korumaktaydı artık. Gecesinden yerleşen 5. Süvari Kolordusu mevziyi arkadan saracak ve Yunan’ın korku ile dansı başlayacaktı.

Tüten cephelerin ardından berrak bir güneş doğuyor.

Günü geçiren Yunan vaziyet anlamaya, plan kurmaya çalışıyordu. Türk ordusu ”yoruldu” dedi Yunan. ”Top atışları, piyade güçleri çok iyi savaşmış muhakkak Mehmet azalmış” dedi. Güneş, ellerini yurdun evladına uzattı. Yurdun evladı, 27 Ağustos sabahı bütün cephelerden taaruza geçti. Saatler içinde Afyon’da dalgalanan Yunan bayrağı inmiş, Mehmet yurdun imdadına yetişmişti.

2 gün aralıksız taarruz…

Düştüğü yerden kalkan memleket, düşmanı ittirmeye başlamıştı. Zayıflayan bedenlerin içinde çelik gibi ruhlar, ruhların hududu Yunanın ardıydı. Taaruz, sonuçlarını veriyor, 5. Yunan Tümeni esir alınıyordu. 2. günün gecesi 29 Ağustos. Komutanlar durum değerlendirmesi yaptılar. Sigarasını yaktı Başkomutan, zayıflayan düşmana son yumruğu atacak yurdun kaderini bulacaktı.

Mehmet bir şimşek gibi çarpışmıştı. Fakat koşturamazdı daha fazla. Ankara‘ya kadar çekilen ordu ittiriyordu Yunan’ı. Fakat depara kalkamazdı yeniden. Başkomutan biliyordu. Gelecek güzel günler kadar emin, düşmanını tanıyordu. Düşmanın kaçış yolu kesilecek yurdu teslim almaya çalışan her kimse yurtta can verecek… Süratle kesilen kaçış yolları artık son mücadeleye hazır bir er meydanı. 30 Ağustos 1922 günlerden Çarşamba… Taaruz’un son safhası…

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yangının orta yerinde Zafertepe‘de… Düşman ordusu dört bir taraftan ablukaya alınıyor. Özgürlük hayali Mehmet’in göğsünde yanıyor. Yıllar sonra Başöğretmen olacak Mustafa Kemal Paşa düşmana ders anlatıyordu. Anadolu’nun bağrında sıkışan Yunan kuvvetleri ya esir alındı ya da bedelini ödedi işgalin. Karar verdi düşman. 3 grup halinde İzmir’e çekilecek, takviye sağlanıp Anadolu yeniden ele geçirilecek.

Zafer nidalarının arasında bir yıkık ev…

Yıkık evin avlusunda elinde sigarası ile düşünüyor. Yıllar sonra yarım bıraktığı hiçbir işi olmadan göçecek, pamuklara sarılası memleket ellerinde yükselecekti. Yarım bırakmamalıydı. Düşman yurdun bir karış toprağına basmamalı, bir yudum suyundan daha tatmamalıydı. Yıkık evin avlusundan Mehmet’in karşısına çıktı. Sağ elini kaldırdı. İşaret parmağı ile çizdi ufku. Mehmet değildi kulak kesilen, koskoca bir tarih dudaklarının arasına bakıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, parmağının ufkunu gösterdiği yere bakarak ”Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!

— > Gündem / Ah Benim Sosyalist Kardeşlerim Ah Ya Bunlar…

— > Gündem / Kavga / Kumar / Rock N Roll

— > Gündem / Kardeşim Seri Muhalefet Getir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir