Bol Komplo Teorili Bir Yaşam

Komplo teorileri ile dolup taşan bir hayatımız var artık. Kanıtlanamayan her konuyu, doğruyu söyleyemedikleri her durumu komplo teorisi ile açıklamaya çalışan insanlarla doldu her yanımız. Ülkeyi yönetenlerinden tutun da en sade vatandaşa kadar… Ne olmuş olursa olsun kimse suçlu değil veya kimsenin hatası yok. Suçlu faiz lobisi, dış güçler, İsrail, Amerika, münafıklar, İslam düşmanları vesaire. Herkes sütten çıkmış AK! kaşık.

Tarafı olmadığınız bir siyasi hareketin hatta cemaatin haksızlığa uğradığını bariz şekilde gördüğünüzde ve “Bu haksızlık ama…”diye dile getirdiğinizde, “Ne o sende o taraftan mısın?”yaftası ile karşı karşıya kalıyorsun.

Cumhurbaşkanının kendisine oy verip partisine vermeyenleri münafık, şer odakları olarak lanse etmesini hayretle izledik geçtiğimiz günlerde. Siyesilerin zerk ettiği “O partiye oy veren müslüman değildir. Bize oy vermeyen vatan hainidir” cümlelerini şaşkınlıkla takip ettik. Ve insanlarla sohbet ettiğimde artık bu durumdan herkesin çok sıkıldığını hatta irite olma halinin ayyuka çıktığını fark ettim. Sanırım görmemek saflık olur zaten. Çevresel paylaşımları geçtim bu siyasi kirlilik insanların aile yaşantısını bile etkilemeye başladı. Birbirlerine vatan haini veya dinsiz diyen kardeşler, kuzenler, yeğenler, çoğu zaman küs olarak devam ediyor hayatına.

Güvensiz ve devamlı negatif teorilerle nasıl mutlu/huzurlu bir hayat sürebilir ki bir toplum? “Oy kullanmama gerek yok. Nasılsa hile yapılıyor. Mühürsüz yumurta satışını yasaklayan sistem mühürsüz oyları kabul ediyorsa niye sandığa gideyim?” diyen büyük bir kesim de var. Çok da haksız değiller tabi.

Seçim güvenliği hakkında soru işaretleri, katılım konusundaki komple teorileri gündemin bir başka konusu. Katılımın az olması adına seçim tarihi bilerek haziran sonuna alındı, diyenler, yine oylar çalınacak korkusu yaşayanlar… 30 haneli köylerde 5 bin kayıtlı seçme nüfusu haberleri kol geziyor yine.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen son günlerin tek moral kaynağı Muharrem İnce oldu ve olmaya da devam ediyor. Kendisini tebrik etmek gerek. Neden derseniz? Siyasete ince bir nezaket getirdi, ateşli hararetli konuşmalarını insanca ve birleştirici yaptığı gün gibi aşikâr. En büyük kozu bu olacaktır kendisinin. En büyük vaadinin ülkeye huzur getirmek olduğunu söylediğinde benim gibi herkesin morali yükseliyor mu bilmiyorum ama dikkate alınması doğru olur. Yıllardır özlediğimiz bir siyasi nezaket ve doğru mesajlar içeren bir anlayışta olması özlediğimiz ve çok ihtiyaç duyduğumuz bir eksiklik değil miydi?  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir