Bir Şarbonumuz Eksikti

Yine skandallarla dolu bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu “Cumartesi Anneleri“ne yapılanları dile getirmiştim. Tahmin ettiğiniz gibi yaşananlarla ilgili müspet hiçbir gelişme olmadı. Oradaki, yürekleri acılı tüm anaların kalpleri biraz daha kırıldı…

Skandal demişken, sanırım Halkbank’ta yaşanan dolar ve euro kurundaki “sehven” olarak adlandırılan düşüşten bahsetmezsek olmaz. Evet, bu kadar önemli ve skandal denebilecek bir durum için sehven açıklaması yapıldı sadece.

Hadi diyelim dediğiniz doğru, bu kadar büyük bir olayı hata olarak kabul edelim etmesine ama samimiyetinize inanabilmemiz için döviz kurunun düşük göründüğü süre içerisinde ne kadar döviz alımı gerçekleşmiş, bu döviz alınımı yapan kişilerin isim ve soyisimleri kimler, bunların ivedilikle ortaya çıkması ve bu yaşanılan haksız kazanç durumunun da yine ivedilikle düzeltilmesi gerekiyor.

Düzeltilmesi gerekiyor ki…

Yaşanılan olayın gerçekten de sehven yapıldığına inanalım. Açıklama yapılmadığı her saniye içerisinde Halkbank, zan altında kalmaya devam edecektir. O yüzden buradan tüm yetkililere bir an önce yaşanılan olayın açıklığa kavuşturulması adına seslenmek istiyorum. Ülke olarak her gün ayrı bir sıkıntı yaşarken, döviz artışı nedeniyle mütemadiyen devam eden zamlarla uğraşırken, bir de bu tip olaylarla gündemi meşgul etmeyelim…

Evet, yine gündem o kadar yoğun ki bize de tabii ki dile getirmek düşüyor. Bu sefer dile getireceğim konu ise epeyce can sıkıcı. Uzun yıllar önce ülkemiz adına korkulu zamanlar geçirmemize sebep olan şarbon hastalığı, geçtiğimiz hafta içerisinde tekrar gündemimize geldi. Peki ama nedir bu şarbon hastalığı? Bizim için neden bu kadar tehlike içeriyor, size biraz bahsedeyim:

Tanısı bakılarak konulamayan şarbon, türlerine göre de değişiklik gösterebilmektedir. Deri, bağırsak ve akciğer şarbonu olarak ayrılan bu hastalık, kontrol altına alınmadığı durumlarda ölümcül bir hal alabiliyor. Şarbon, özellikle sığır, koyun, keçi, deve gibi ot yiyen hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalıktır. Antraks olarak da bilinen şarbon hastalığı ülkemizde “çoban çıbanı” ve “karakabarcık” gibi isimlerle de anılmaktadır.

Şarbon, insanlarda ve hayvanlarda bilinen en eski hastalıklardan biri olmasına karşın, dünyada geri kalmış ve gelişmekte olan bazı ülkelerde hala görülebilen ve zaman zaman hayvanlarda salgına sebep olan bir hastalıktır. Hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, kasaplar, mezbaha işçileri, dericilik sanayinde çalışanlar, veteriner hekimler, hastalığın yaygın olduğu bölgelerde ölen hayvanların kesildiği veya yerleşim birimlerine yakın ölen hayvanların gömüldüğü yerlerde oynayan çocuklar şarbon yönünden risk gruplarını oluşturmaktadır.

Peki bu hastalık bize nasıl bulaşabilir:

  • Şarbonlu hayvanlarla doğrudan temas ya da dolaylı olarak temas etmek,
  • Bu hayvanların etinin yenilmesi, hayvanın kesilmesi sırasında temas edilmesi,
  • Sanayi ürünlerinde kullanılan hayvan yünleri, derileri ve kılları, – Hastalığın görüldüğü ülkeden hayvan ve hayvan ürünlerini almak,
  • Ayrıca laboratuvar çalışmaları sonucu dikkat edilmezse, şarbon mikrobu bulaşabilir.

Kısaca özetlemek gerekirse, zaten fiyatları yüzünden yemekte çok zorlandığımız kırmızı eti, şimdi tüketmek daha da bir risk oluşturacaktır. Yakın zamanda yirminin üzerinden fazla vatandaşımız şarbon şüphesiyle hastanelerde karantinaya alındı. Mümkün olduğunca bilmediğimiz yerlerden alışveriş yapmamaya dikkat ederek belki bir nebze olsun önlem alabiliriz, yeterli mi derseniz tabii ki değil.

Bu konu kesinlikle de devlet tarafından çözülmesi gereken bir konu. Devlet, bu olayın üzerine çok acil bir şekilde gitmeli ve bu olay hazır büyümemişken hemen önlemini almalı, yoksa hafazanallah bu işin sonu çok kötü yerlere gidebilir…

— > Öykü / Masumiyet

— > Tarih / Bozkırın Sesi

— > İz Bırakanlar / Mahatma Gandhi

Bir Şarbonumuz Eksikti” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir