Bir Kara Kartal Var Everton Semalarında

7 Haziran 1991 tarihinde Almanya’nın Wetzlar kentinde Türk bir ailenin çocuğu dünyaya geliyor ve adı da Cenk Tosun oluyordu..

Henüz 6 yaşındayken Eintracht Frankfurt altyapısında futbol oynamaya başladığında belki de kimse bugünleri hayal edemiyordu bile..

2009 – 2011 seneleri arasında bu kulübün A takımına kadar yükselmiş olsa da bir türlü ilk 11’de forma şansı bulamıyor hatta maç kadrosuna dahi zor giriyordu.. Bu nedenle teknik ekip tarafından maç kondisyonun artması açısından B takımına gönderiliyor burada çıktığı 13 maçta 11 gol atıyor ve Türk takımlarının radarına giriyordu..

Dönemin Beşiktaş teknik direktörü Jean Tigana’ya tavsiye ediliyor ve bir hazırlık karşılaşması sonrasında yönetim Tigana’ya “Hocam, Cenk’i alabiliriz kadronda ister misin?” diye soruyor ve Tigana belki de Cenk’in bugün geldiği noktaya ulaşmasını sağlayacak cevabı veriyor..

  • Cenk çok yetenekli haklısınız ve ben bu çocuğu alırsanız ilk 11’de oynatırım, birkaç sezon içinde de yıldızını parlatır büyük paralara transferini sağlayabilirim.. Siz birkaç sezon sabredebilir misiniz, Cenk’i oynatır fakat verim alamazsak hem benim hem de Cenk’in arkasında durabilecek misiniz? Eğer ki biz Cenk’i yedek olsun diye alalım diyor iseniz de hayır yedek olarak istemiyorum, bu çocuğun oynaması lazım bırakın oynasın transfer etmeyin..

O dönem Cenk hayalini kurduğu baba yadigarı Beşiktaş formasını giyemediği için çok üzülüyordu.. Beşiktaş’ı o kadar çok seviyordu ki Galatasaray’dan gelen teklifi de kendisi kabul etmiyor ve düzenli forma giyebileceği Gaziantepspor’a transfer oluyordu..

2011 – 2014 yılları arasında Gaziantepspor’da yıldızını parlatan Cenk, tekrar Beşiktaş’ın radarına giriyordu.. Belki Beşiktaş’ta yine forma giyemeyecekti çünkü önünde Demba Ba ve Mustafa Pektemek engeli vardı.. Kısaca işin aslı takımın 3.forveti olacaktı ve bu savaşa girmeye hazırdı.. Transfer tamamlandı ve Cenk artık hayallerini kurduğu camiada siyah beyaz forma ile buluşacaktı..

Geldiği ilk sezon düşünüldüğü gibi 3.forvet olarak takımla çalışıyor maç kadrosuna girmek için var gücüyle çalışıyor, kupa olsun, hazırlık maçı olsun süre aldığı dakikaları olumlu değerlendiriyordu..

Mustafa Pektemek’in talihsiz sakatlanması belki de Cenk’in talihini açıyor ve kendisini bir anda Demba Ba’nın arkasında takımın 2. Forveti olarak buluyordu.. Artık düzenli maç kadrosuna giriyor ve oyuna girdiğinde pozisyonlar yakalıyor goller atmaya başlıyordu..

Sezon sonunda iyi bir yedek gözlemi ile kadroda kalıyor fakat Demba Ba gidiyor yerine Mario Gomez transfer ediliyordu üstelik Mustafa Pektemek’de iyileşiyordu.. Tekrar 3.forvet pozisyonuna düşen Cenk moral bozmuyor çalışmalarına devam ediyor bunun karşılığında Pektemek’i geçiyor ve 2.forvet olarak maç kadrolarına adını yazdırıyordu..

Demba Ba’dan öğrendiklerini Mario Gomez’den öğrendikleri ile harmanlıyor ve nerdeyse girdiği her maçta gol atar bir hale geliyordu.. 2 sezon içinde geldiği nokta hem camiayı hem de taraftarları heyecanlandırıyordu..

Takım şampiyon olmuş herkes mutluydu ki Mario Gomez terör olayları nedeni ile Türkiye’den ayrılma kararı alıyor idi.. Yönetim ve teknik heyet hem lig hem de Avrupa sahnesi için Cenk’e tam olarak güvenemiyor onu yine 2.forvet olarak görüyor ve 1.forvet için Vincent Aboubakar’ı transfer ediyordu..

Cenk yılmıyor, çalışıyor formayı bir türlü Aboubakar’a vermiyordu.. Aralarındaki bu tatlı rekabetten en çok Beşiktaş faydalanıyor, gireni çıkanı farketmiyor takım gol atmakta sorun yaşamıyordu..

Cenk’in iş ahlakı, aile hayatı, karakteri kısaca olması gereken her şey olması gibi gelişiyor Cenk ismi gitgide büyüyordu hatta Aboubakar, ben Beşiktaş’ta kalırsam Cenk’in yedeği olacağım, düşüncesi ile kendi kariyerini kurtarmak adına düzenli forma giyebileceği  Porto’ya transfer oluyordu..

Beşiktaş’ta ise hedefler büyüyor üst üste gelen 2 şampiyonluk ve şampiyonlar ligindeki başarılı sezonun ardından önlerindeki yani bu sezonun planlaması daha ciddi yapılıyordu..

Cenk büyük aşama kaydetmiş fakat halen akıllardaki Beşiktaş’ı tek başına sırtlayabilir mi sorusuna yanıt olamıyordu..

Bu seferde matador Alvaro Negredo transfer ediliyordu..

Chelsea görmüş geçirmiş şampiyonluklar yaşamış Demba Ba, ardından bir Bayern Münih eseri olan Alman panzeri Mario Gomez, bitmiyor Afrika Kıtası’nın yükselen atletik değeri Vincent Aboubakar derken şimdide Real Madrid ve Manchester City gibi elit kulüplerde forma giyen İspanyol Matadoru Negredo…

Gelsin dedi Cenk.. Sıradaki gelsin dedi Tosun Paşa.. Bu forma benim ve benim kalacak dedi adeta.. Daha çok sarıldı formasının beyazına, daha çok çalıştı formasının siyahına, daha çok savaştı göğsündeki şanlı arma uğruna..

Derken İngiltere Premier Lig’in kalburüstü ekiplerinden Everton istedi Cenk’i bizden..

Gururlandık, hem gitsin orada bizi temsil etsin hem de gitmesin evimizde gözümüzün önünde kalsın istedik..

Tüm Beşiktaş’lılar bir anne babanın oğlunu askere gönderirken hissettiklerini hissediyordu.. Cenk’te askere giden oğul tabi… 2 tarafında gözleri yaşlı ama bir yandan da gurur dolu..

İşte bu duygu seli arasında bir Türk futbolcuya ödenen en yüksek bonservis bedeli karşılığında Everton’a transfer oluyordu Tosun Paşa.. ( 28 milyon euro )

Yolun açık olsun Tosun Paşa..

Her Beşiktaş taraftarı arkanda unutma, Everton’da gol attığında İstanbul inleyecek bunu hatırla,o güçle vur topa..

Bir Kara Kartal var Everton semalarında..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir