Beni Bul Anne

Tarih 27 Mayıs 1995. Galatasaray Lisesi önünde toplanan az sayıda kayıp yakını ve insan hakları savunucusunun başlatmış olduğu bu sessiz çığlık; Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa ve Cizre’deki kayıp yakınlarının katılımıyla birlikte yaklaşık yirmi üç senedir devam etmekte. Gözaltında işkenceli sorgulardan geçirilen insanlar, katledilip helikopterlerden ormanlara atıldı, asit kuyularında yok edildi, kalorifer kazanlarında yakıldı. Kimisi de “bilinmeyen” yerlere, Mutki, Newala Qesaba gibi toplu mezarlarda üzerlerine bir avuç toprak atılarak gömüldü.

Kayıp yakınları, çocukları, eşleri, anne ve babalarının akıbetini öğrenmek ve işkencelerinin, katillerinin yargılanması için mücadele ettiler. Kimisinin sevdiği, kimisinin aşık olduğu insan ellerinden alındı. Kimisi ise öldüğünde kimsesizler mezarına gömülmek istedi, belki sevdiği ya da yakını ile orda karşılaşır diye. Kimisi gidip başında ağlayacağı bir mezar taşı olsun istedi.

Hep kapılarını açık bıraktılar, kaybedilen yakınları geldiğinde kapıda kalmasınlar diye. Ama maalesef hiçbir istekleri şimdiye kadar karşılık bulmadı. Çünkü devlet öldürdüğü insanların kemikleriyle yüzleşmekten, işlediği insanlık dışı uygulamaların hesabını vermekten korkuyor… Oysaki geçmişin hesabı sorulmadan ve verilmeden özgür ve adil bir gelecek kurulamaz.

Evet, işte 95 yılından bu yana geçen yirmi üç senenin ardından tam 700. kez “Cumartesi Anneleri” her zamanki yerinde buluşmak üzere gelmişlerdi. Beyoğlu Kaymakamı’nın vermiş olduğu emirle polis tarafından toplanan kalabalığı dağıtıp, katılanları darp etti, adeta yerlerde sürüklediler. Polis gözaltına alınmaya karşı çıkıp direnenlere ise plastik mermi ve biber gazı kullandı. Birçok kayıp yakını kelepçe takılarak gözaltına alındılar. Eminim ki izleyen herkesin içi kahrolmuştur o görüntüleri görünce.

Polis destek vermek için orada yer alan milletvekillerine de sert müdahalelerde bulundu. HDP milletvekilleri Garo Paylan, Ahmet Şık, Hüda Kaya, Erkan Baş ve Mithat Sancar ile CHP milletvekilleri Onursal Adıgüzel, Ali Şeker ve Sezgin Tanrıkulu sık sık polisle karşı karşıya geldi. Katledilen gazeteci Hrant Dink’in oğlu Arant Dink ve milletvekillerinin de arasında bulunduğu grup oturma eylemi yaparken polis müdalahesi ile karşılaştı. Polis memurlarıyla tartışan Ahmet Şık ise “Sizin hükümetiniz ve bakanının yasadışıdır. Ama sanmayın ki bu işin hesabı sorulmayacak. Suç işlediniz. Sizden de hesap sorulacak” sözleriyle müdahaleye tepki gösterdi. Yapılan müdahalelere rağmen Galatasaray Meydanı’nda oturarak açıklama yapan milletvekilleri, 701. haftada da Cumartesi Anneleri’nin yanında olacaklarını belirterek, gelecek haftaki eylem için çağrı yaptı.

Hepinizin bildiği üzere sevdiklerini, sevdiklerinin faillerini, sorularının cevaplarını bulana kadar “Cumartesi Anneleri” her haftasonu, her zamanki yerinde olmaya devam edecekler. Onların yaşadıkları acı, polisin yaşatmaya çalıştığı acıların yanında hiç kalır. O yüzden onları yıldıramazsınız. Çekin o ellerinizi üzerlerinden. O acılı anaları daha fazla üzmeyin…

Dün gece gördüm düşümde,

Seni özledim anne.

Elin yine ellerimde,

Gözlerin ağlamaklı,

Gözyaşlarını sildim anne.

 

Camlar düştü yerlere,

Elim elim kan içinde,

Yanıma gel, yanıma anne…

İki yanımda iki polis,

Ellerim kelepçede,

Beni bul, beni bul anne.

 

Camlar düştü yerlere,

Elim elim kan içinde,

Yanıma gel, yanıma anne…

İki yanımda iki polis,

Ellerim kelepçede,

Beni bul, beni bul anne.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir