Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Yürüyüşünü benzetmeyi denersin daha boyun annenin hamur açtığı oklavadan halliceyken. Yaptıklarını tekrarlarsın, ellerini arkanda kavuşturur yokuş çıkarsın küçük adamlar gibi ve onun tebessümünün aynısını yüzüne yaymaya çabalarsın mesela.

Kalabalıklardan ırak bir kuytuda denize girdiğinizde, plajın diğer kısmında akranlarının babalarıyla yüksek sesle eğlenmesine içerlersin önce, bakışlarını kahkahalar savuran yüzlerde gezdirirsin ve gönül koyarsın inceden, heybeti kumun üzerinde beliren, gölgesinde kurulandığın rol modeline. Israr edersin çokça. “Biz de orada herkesle yüzelim baba”. İşaret ettiğin kısır umutlarında iç geçirirsin. Zaman geçer anlarsın. Seçimdir her davranışı. “Herkes” olmayı baştan reddetme halidir yani.

İlk rakı içtiğin tarihi unutabilir misin ki! Hep şart koşmuştur o da diğerleri gibi, hele bir lise bitsin de bardağını ben dolduracağım, diye. Anlamlandıramazsın sen tabi ama o bilir. Neyi mi! O sözcükler dudaklardan devrildiği an çoktan girilmiştir aslında mükellef bir sohbet sofrasının sathı mahaline. Ki çok geçmez kesilir kavunlar, doldurulur kadehler ama sen pek bir şey anlamazsın yine. Ucuz bir rüşt ispatlama halidir çünkü senin için. Onun için ise zamanda hacimsizce gezinmenin vekaletidir her duble… Bilmezsin.

Yaşantısının her anıyla duyduğun gururu arkadaşlarına anlatmaya başladığında arkadaş olursun babanla. Onun için söylenen her güzel sözün ahengiyle sarhoş olursun.

En yakın arkadaşlarından birinin babanın adını telaffuz ederek, “sevdiğimiz bir dostumuzdur” deyip arkasından birlikte eğlendiğiniz oldu mu bilmem, benim çok… Katıla katıla güldüğüne şahit oldun mu mesela, sayısız… En güzel dalgalarını onun üzerinden çevirdin mi ya… Ben bıktıracak kadar… Anlatırken sözünü kesip kızdırdıktan sonra yeniden anlatması için özür dileyerek lafı ağzına tıktığın… Arkasından “n’olur baba anlat” diye ısrar edip yüzüne kondurduğun tebessümle, o an ilk kez yüzündeki kırışıklıklara bakakaldığın oldu mu! Sayamadığım kadar…

Bazı sözler vardır, söylenmez eyleme tabidir. Evlendikten sonra baba evine bir akşam yemeğine gittiğinde seni kapıda görüp 10 yaşındaki çocuk heyecanıyla yerinden fırlaması gibidir. Haftanın hep aynı belirli günleri sözleşmiş gibi, şimdi ben arayacaktım demek… Söz değil, eylemin ta kendisidir.

Peki benim açımdan mı? Ben gözünün içine bakardım, bilirdi. Bir kez bile söyleme ihtiyacı hissetmedim. Şimdi hislerimi okuyacak yerden bana baktığı için söyleyebilirim.

Ben hayatta en çok babamı sevdim…

 

 

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim” için bir yorum

  • 14 Şubat 2018 tarihinde, saat 11:38 am
    Permalink

    Bize yaşamı öğreten değerli insanlar,Babalarımız..Nurlar içinde yatsınlar.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir