Ceddin deden, Neslin baban diyerek girdiğimiz ultra milliyetçi 24 Haziran seçimlerinin ardından geldi nihayet gelmekte olan. “Çocuklarımız iş bulacak ama askerlik engel, gençlerimizde böyle bir ihtiyaç doğdu, nasipse bu sorunu da çözeceğiz vs…”

Biz; askerlik, yurttaşlık görevinin tek maddesi olarak ortaya konmasın, yurttaşların tercih hakları olsun. Askerlik yapmak istemeyen kişi, mesela bir huzurevinde belli bir süre görev alarak yurttaşlık görevini ifa etmiş olsun, derken vatan sevmemekle suçlanacağız, bizim kıyısu milliyetçisi siyasilerimiz, bedelli adında bir ambalajla önümüze koydukları maddi ırkçılığı çiçek çocuk edalarıyla yüzümüze haykıracak. Biz de gözyaşları içinde alkışlarken bağıracağız, devlet-millet- vatan- bayrak vs… Yok ya!

Hiç lafı eğip bükmeden, konunun böğrüne topuklarımla basacağım, kusura bakmayın. Bu kanundan yararlanacak yurttaşları tenzih ederek- Bu kanun ahlaksızlıktır. Nokta. Kapital ırkçılıktır. Para şovenizmidir. Olmayanın, hakkının olmadığı bir Orta Çağ manzumesidir. Gericiliktir. Kayırıcılıktır.

Hem de ne kadar ahlaksızlıktır biliyor musun değerli okur? Söylüyorum. Parası olmadığı için askere gitmek zorunda kalan ve hayatını kaybetmiş olan bir kişi bile var ise o çocuğun uğradığı adaletsizliğe yuh olsun diyerek söylüyorum.

 

Mesela;

1960’lı yılların başında Kıbrıs’da, sırf Müslüman-Türk oldukları için katledilmek istenen/katledilen mazlumlara yapılan kıyımdan,

1950’li yıllarda, tuvaletleri ayrılacak kadar kötü muameleye maruz kalan Amerikan siyahilerine yapılan ırkçılıktan,

1940’lı yıllarda, Almanya’da, Yahudi oldukları belli olsun diye koluna bileklik takılan insanlara yapılan negatif kayırmacılıktan,

1910’lu yıllarda savaş koşulları bahane edilerek, evlerinden/yurtlarından koparılan Ermeni vatandaşların oradan oraya sürülmesiyle/öldürülmesiyle sonuçlanan mezalimden,

farksızdır dostlar.

Bir tanesi; peygamber ocağı, vatan aşkı, bayrak sevdası, denerek cepheye gönderilirken; siyaset kurumunun konforu adına belli dönemlerde vites yükseltilen belli dönemlerde topa basılan, çatışma meydanlarında yürütülürken; diğer arkadaş Ziraat Bankası’nın önünde elinde dekontla havalara fırlatılacak.

Olmaz arkadaş, olmaz. Bu eşitsizliği tarih kaldırmaz. Orta Anadolu’lu Mehmet’in ömründen 1 seneye ambargo koyup, 15bin kere maşallahı olanlara tanıdığın hakkı vicdanlar tartmaz. Para gibi kirli, ulaşılması belli çevreler için çok kolay, bazıları içinse bir hayalden ibaret olan kağıt parçası, insanların hayatında, hele ki devlet eliyle bu denli belirleyici pozisyona sokulamaz.

İnsanların cüzdanlarına göre sınıflandırılması geçmişte kaldı zannediyoruz. Hindistan’daki Kast sisteminin, mayası Ahilikle yoğrulmuş bu topraklara hiç uğramadığını düşünüyoruz.

Lakin gel gör ki devlet bir kanun çıkarıyor ve kimin cepheye kimin bankaya gideceğini belirliyor.

Biz mi? Biz susuyoruz. Kendimize dokunmayan yılan hala bin defa takla attığından…

Cüzdanları rahatsız ettiysek affolmaya…