Hiç lafı dolandırmadan söyleyeyim. Edilir.

Yine bu tarihlerin kıyısında gezdiğimiz ılık 2010 günlerinde Kemal Kılıçdaroğlu beyefendi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı seçilmiş, parmak kadar geçen zaman sonra toplumun önemli bir kesiminin nazarında, Beşiktaş’ın iyi kalpli lakin futboldan pek de anlamayan Carlos Carvalhal’ı tadından ileri gidememişti. Gel zaman git zaman o naif, yüzünden akan iyilikle abdest alabileceğin değerli Kılıçdaroğlu, siyasi rakiplerinin ücretini ödediği dolmuşa binmiş, yanaklarını kıvıran tebessüme “Dişlerini sökeceğim” nezaketini katık etmiş, el bebek gül bebek gelmiştir 2017 yılına. Ta ki, elinde Adalet yazan döviz, üzerinde likralı beyaz gömlek, ayaklarında doğum gününde torununa aldığı spor ayakkabıları andıran bir çift pabuç ile.

İşte o adımlanan 432 kilometrenin, bilimsel olarak zihnin siyaset damarına oksijen pompalamasıyla birlikte İstanbul Maltepe sularında bambaşka bir Kılıçdaroğlu’yla karşılaştık. Kendince siyasi oyun kuran, katılırsınız katılmazsınız fikri olmasa da zikri olan (Türkiye şartlarında önemli), en çok askerdeki Edirne’li arkadaşımın ağzına yakıştığını düşündüğüm “Avuz Medyası”ndan rol çalan, gündem olmayı direten, bir nevi attığı adımları patronların gözüne iliştiren biri oldu çıktı değerli Genel Başkan.

Şimdi de; milli birlik ve beraberliğe en çok ihti…. şaka şaka son 2 haftada gerek siyasi ittifaklar gerek görüşmelerle, TRT Erdoğan’a dönen tüm televizyonlarda bir reklam arası olmayı başardı, becerdi. Tebrik ediyorum. Kalbinin güzelliği yoldaşın olsun. İki kez siyasi rakibi olarak karşısına dikilen Muharrem İnce’yi aday gösterme “İnce”liğini gösteren birikimin var olsun. Demokrasiye olan inancına helal olsun.

Ama;

Bir minik hatırlatma. Politika zordur, kirlidir. Kalbini arındırsan da her bünye kaldıramaz. Eğer pak bir kalp ile bu oyuna talip olmak istiyorsan; bunu değiştirmek, en azından dile getirmek boynunun borcudur. Durduğun yer haksızlığa susmayı da emretse topuk selamı vermeden ilerlemek vicdani sorumluluğundur.

Ez cümle;

Siyaseten içerde tutulan insanları, her sabah sevdiklerine “günaydın” dercesine dile getirmek, ses yükseltmek, haykırmak, senin güzel vicdanına borcundur. Yapanların “Dişlerini sökeceğim” desen bile kafi…