Ekonomide yaşadığımız sorunlar açık. Her ne kadar iktidar bunun tersini söylese de, yeterli kazanç olmadan yapılan satışlar, girdi maliyetleri ve borç ödemesi altında ezilen üretim ve tamamen tüketim odaklı bir yapıyla sürdürülemez bir fotoğraf veriyoruz.

Üretime dair ne varsa satılıp, yerine rantiye yaratılıyor. Türkiye’de çok fazla adı konulmak istenmiyor ama sistem tamamen rantiye yaratmak üzerine ve bu tespitinin altını kalın harflerle çizmek gerekiyor.

Temelde tüketim toplumu yaratırsanız, zaten maldan ya da paradan para kazanmak kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Reel sektöre dair ise çok büyük problemler, çözüm bekliyor.

Her ne kadar söylemde bir üretim ekonomisi alıp başını gitse de, uygulanan ithal ikameli politikalar, maliyetlerin enflasyon rakamı nedeniyle baskılanması, kura müdahale edilmesi treni raydan çıkarıyor.

Faiz tartışması yapılırken, Merkez Bankası’nın deklare ettiği faizlerin çok üzerinde uygulama gerçekleştiği, bunun da paranın maliyetinden ve menşeinden kaynaklandığını biliyoruz.

Şayet bir ülkede kazanç açıklayan bankaların gelirlerinin yüzde 60’ını dosya ve işlem gelirleri oluştuyorsa, orada zaten üretime, ticarete ne tam anlamıyla kredi veriliyordur; ne de bankacılık gerçek bir kazanım içerisindedir.

Eğer siz rantiyeyi esas alan işlere imza atar ve bir yandan kumar ekonomisini beslerseniz, ne söylediğinizin önemi kalmaz. Tüm bu gerçekler ortadayken güven endekslerinde ‘sen de mi Brütüs’ oldu.

Ben bu endekslerin ne anlattığına çok itibar etmem. Sadece fikir vermesi bakımından ele alırım. Fakat son açıklanan güven endeksi başka bir alarmı harekete geçirdi. Bu iktidarın büyüme diye üzerine yüklendiği, istihdamı buralarda aradığı sektörlerin tamamında güven endeksi çöküşü yaşandı.

Mevsim etkisinden arındırılmış güven endekslerine göre hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektöründe güven azaldı. Şu an istihdamdan kredilere kadar en gözde görülen üç sektör. İktidar tam anlamıyla üçünün de arkasında duruyor. Ama güven geriliyor.

Rakamları atın bir kenara, bu fotoğraf çok ilginç ve kritik bir anlam taşıyor. Bu kadar coşku verilen, şartların zorlandığı sektörler bile güven bunalımı yaşarken, sanayi, tarım gibi sektörler ne yapsın?

Esasen bu kral çıplak noktasıdır. Hepsinden önemlisi ekonomiyi gerçekten planlama ve yeniden dizayn etme adına büyük bir uyarıdır. Endekslere yansıyan sektörel güvensizlik diğerlerine benzemiyor. Bu sefer korkan, mahallenin kabadayıları ya da ekonominin rantiye kralları…

 

cetinunsalan@yahoo.com