Balıkesir’den Roma’ya Şu Anda Vizyonda…

Bekir Refet ile başlayıp Lefter, Can Bartu, Metin Oktay, Engin Verel, Hami Mandıralı, Alpay Özalan, Tugay Kerimoğlu, Hakan Şükür, Nihat Kahveci, Rüştü Reçber gibi birçok başarılı oyuncumuz ülke sınırlarımızı aşarak yurtdışına transfer olma başarısı gösterdi..

Her giden oyuncumuzun ardından hepimiz tek renk olmuş o takımlıydık..

Hakan İtalya’da gol attıkça dünya basını Boğaz’ın Boğası manşetini atıyor, bizler de gururlanıyorduk..

Nihat, İspanya’da Brezilya’lı Ronaldo ile gol krallığı yarışına giriyor ve sezon sonu krallığı sadece Ronaldo ile değil bizlerle de paylaşıyordu..

Her oyuncumuzu dualar eşliğinde orduya asker gönderircesine buruk bir sevinç içinde yolcu ediyor ondan gelecek haberler ile seviniyorduk..

Sonralarda daha çok oyuncu gönderir olduk ama alışkanlıktan mıdır nedir kimini yolcu edip unuttuk çok arayıp hal hatır sormadık..

Misal; Erol Bulut, Tayfun Korkut, Hakan Ünsal, Oktay Derelioğlu, Tümer Metin gibi..

Sanki oyuncularımızın Avrupa Piyasası’na girmesine alışmış, eski coşkulu desteğimiz yerine uzaktan sevmeye başlamıştık..

Derken bir Arda çıktı.. Atletico Madrid’e transfer yaptı.. Nasıl ya dedi herkes.. Oynamaz, edemez dendi.. Gitti, çalıştı, oynadı, kazandı.. Hepimiz o dönem tek ses tek yürek Arda için Atletico’lu olmuştuk ama sonrasında hepimiz hüsrana uğramış Arda’nın tutarsızlıkları nedeniyle kendisinden uzaklaşmıştık..

Avrupa’da yine ülkemizi temsil eden oyuncularımız var idi fakat üst düzey ya da A plus denilen takımlarda oyuncularımız yok gibiydi..

Derken Türk futbolunun yükselen gerçek altyapı değeri Altınordu kulübünden bir genç Başakşehir’e transfer oluyordu..

Cengiz Ünder..

Kısa sürede, bu çocuğun kumaşı farklı dedirtmişti kendisine.. Üstelik menşei Altınordu idi yani imitasyon değil orjinal futbolcu idi..

3 büyükler kendisini istiyor ama Türkiye’de oynamayı düşünmüyorum diyordu..

Hedefler büyüktü ve büyük olması da gayet normaldi çünkü kendisi bir Altınordu sporcusu idi..

İtalya’nın köklü kulübü Roma, 1997 Balıkesir doğumlu olan Cengiz Ünder’e kafayı takmış ve geleceğin potansiyel yıldız adaylarından biri olduğunu işaret etmiş, ardından 15 milyon Euro transfer bedeli karşılığında Cengiz’e Roma formasını giydirmişti..

Takip edenler bilir, bilmeyenler için de biz söyleyelim, Cengiz Ünder çekingen başladığı Roma macerasında şu an zirve yapmış, kanatlanmış, hem kendisini hem de kendisine güvenen Roma camiasını sırtında taşıyor, uçuruyor..

Çıktığı ilk Şampiyonlar Ligi mücadelesinde Ukrayna deplasmanında attığı golden sonra yılların milyon Euro’luk kaşarlaşmış egolarının “Cengooooo” diye sevinçten bağırarak koşup Cengiz’e sarılması içimizi cız ettirdi hatta tabiri caizse içimizin yağlarını eritti..

Şimdi akıllarda bir soru var, Cengiz Ünder’in başarılı yükselişi Arda Turan misali dibe düşer mi ?

Bence düşmeyecek aksine güçlenecek..

Arda ile ilgili kişisel düşüncelerimi önceki yazılarımda anlattım fakat bugün halef ile selefi biraz karşılaştırmak istiyorum..

***

 Arda Avrupa’ya açıldığında Cengiz kadar genç değildi ve bu Cengiz için çok büyük bir avantaj.

Yaş olarak genç olması kafa olarak da toy olduğu anlamına gelmeyen Cengiz Ünder, Arda gibi magazin maymunluğu yapmıyor, Acun abisinin, Sinan abisinin mezesi olmuyor.. Kısaca aklı fikri işinde gücünde bir Cengiz profili ile herkesi aynı samimiyetle selamlıyor..

Roma’ya giderken havaalanında ailesi ile verilen bir poz..

Aslında aile yapısı ve aldığı eğitim gözler ve vücut dillerinden anlaşılıyor..

Konuşan bir kare bu kare..

Gurur dolu bir anne, baba ve kız kardeş..

Kelimeler gözlerde bir olmuş..

Cengiz ise elleriyle kol kanat açmış kendisini bugünlere getiren ailesine..

Teşekkür ediyor bugünler için önce ailesine ve emeği geçenlere..

Yolun açık olsun evlat..

***

Saf, temiz duyguların, oynadığın karakterli oyunun ile; sadece bizlerin değil yakın gelecekte dünyanın takdir ettiği örnek bir sporcu olacaksın..

Melekler yeter ki seni sakatlıklardan korusun, gerisini sen halledersin zaten 🙂

Balıkesir’den Roma’ya

Şu anda vizyonda..

Not: Altınordu Spor Kulübü uyguladığı modern altyapı eğitimleri, antrenman teknikleri ile öne çıkar iken oyuncularına önce iyi bir birey, iyi bir vatandaş ve iyi bir futbolcu olmanın temellerini aşılıyor..

Aslında görüldüğü üzere futbolcu olmak aslen 3.sırada..

Bu mantelite bile Altınordu’yu farklı sevmemize yeterde artar bile..

“Türk gençlerine güveniyor ve bu nedenle kadromuzda yabancı oyuncu bulundurmuyoruz” diyen bir yönetimi var..

Uyguladığı modern altyapı tekniklerinden bahsetmiştim ya dünyanın elit kurumlarından Standard & Poor’s ve Fitch, Altınordu’nun oyuncu yetiştirir notunu A+++ yaptı yani kısaca buradan oyuncu transfer ederseniz başınız ağrımaz, ödediğiniz her kuruşun hakkı sahada sizlere geri ödenir dendi..

Bu kadar yenilikçi kulübün antrenman öncesi ısınma teknikleri de ayrı bir güzel..

Antrenmana başlamadan önce kendi arazilerinde kendi ektikleri, yetiştirdikleri domates, biber, patlıcan, kavun gibi ürünleri toplayarak ısınma yapıyorlar.. 🙂

Not II : Altınordu altyapısının parıldayan diğer bir oyuncusu ise Çağlar Söyüncü’dür.. 2.5 milyon Euro karşılığında Altınordu’dan  Almanya’nın Freiburg ekibine transfer olmuş ve halen başarılı bir şekilde kariyerine devam etmektedir..

Geleceğin milli takımının iskelet kadrosuna monte edilecek bu 2 değerli oyuncu için ve bünyelerinde önce iyi insan yetiştirmeyi amaç edinmiş Altınordu’ya Dürbün’den bir selam çakmadan geçmek büyük ayıp olurdu diyor ve ülkenin malum durumu göz önüne alındığında yaptıkları proje karşısında saygı ile önümü ilikliyorum..

#Altınordusençokyaşa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir