Seçim maratonu son hızla sürüyor, o konuya tekrar değineceğim; ancak bir süredir gündemi meşgul eden bir konu var, o da Bahçeli affı, pardon genel af.

Bildiğiniz üzere Devlet Bahçeli, yaklaşık iki veya üç hafta önce dile getirmişti af ile ilgili ilk görüşlerini. “Çok ciddi sosyal ve toplumsal boyut kazanmış, ihtiyaç haline gelmiş, kanayan bir yaraya dönüşmüş mühim bir meseleyi milletimizin gündemine taşıdık. Bu konuda kararlıyız ve sözümüzün arkasındayız. Allah’ın izniyle affın çıkacağını ümit ediyorum.” ifadeleriyle dile getirmişti. Bahçeli’nin afla ilgili görüşlerine hükümet kanadından “Af gündemimizde yok” olarak karşılık gelmişti. Devlet Bahçeli, hükümetin bu görüşlerine rağmen af çağrısını dile getirmekten hiç çekinmiyor ve her fırsatta bununla ilgili çağrısını sürdürmekte. Bahçeli özellikle teröristlere ve çocuk istismarcılarına, FETÖ’cülere af yok demeyi de ihmal etmiyor.

Evet, ceza evleri son zamanlarda o kadar doldu ve taştı ki, gerçekten hükümlüler için boş durumda olan ceza evi bulunmakta zorlanıyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Devlet Bahçeli bu öneriyi sunarken bu görüşü savunduğu için sunmuyor. Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz gibi geşmişinde yaptıkları herkesçe bilinen iki eski dostu için taş duvarlar arasında çürümeye terk edilmesinin ne kadar adil olduğunu sorarak af isteğinde bulunuyor. Af isteğinde bulunurken de eski dostalarına “Ülkü ve ülke sevdasılı olan, davalarının gözü kara yiğitleri” gibi övgü dolu cümleler kullanmaktan da hiç çekinmiyor. Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk halinin kalkmasına sonuna kadar karşı çıkıp, Kürşat Yılmaz ve Alaattin Çakıcı gibi isimlerin tahliye edilmesine karşı söylemleri de ne kadar çelişkili ve yanlı bir af isteğinin olduğunu hepimize karşı göstermiş oluyor.            

Af ile görüşlerinin ardından kısa bir süre sonra da Alaattin Çakıcı’yı tedavi gördüğü Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde ziyaret etti. Hayli samimi olduğu gözlenen ikili, medyaya boy boy poz verip, hem eski dostuyla hasret giderdi, hem de bir kez daha af isteğini yinelemiş oldu. Kim bilir, belki de Cumhur İttifakı oluşmadan önce yapılan anlaşmalardan birisidir bu af isteği.

Her ne kadar hükümet tarafından af günedimimizde yok açıklaması olsa da, bu sözün tam olarak geçerli olmadığını tüm ülke vatandaşları biliyor. Şu an seçim çalışmaları son hızla devam ederken, seçimi etkileyebilecek birçok davranıştan uzak kalmaya devam ediyor hükümet kanadı. Özellikle gençler tarafından çok ısrarla istenen bedelli askerlik konusu da, her ne kadar gündemimizde yok diye açıklamalarla karşılık bulsa da, seçim sonrası için gündeme alınabileceği açıklamalarına da hep beraber şahit oluyoruz. O yüzden bu taktiklere ülke olarak alıştık. Önce gündeme getirilip ortam ısıtılıyor ve tepkile ölçülüyor, duruma göre uygun zamanda hayata geçiriliyor. O yüzden af ve bedelli askerlik başta olmak üzere bunun gibi birçok kararın durumları için, 24 Haziran sonrasını beklemek zorundayız. Umarım Devlet Bahçeli’nin istediği tarz da bir af kararı ile karşı karşıya kalmayız seçim sonrasında…

 

İnce İnce İkinci Tura

Her geçen hafta Muharrem İnce’nin yapmış olduğu seçim çalışmasına olan saygım artıyor. Şu ana kadar bir cumhurbaşkanı adayı, ancak bu kadar iyi bir seçim süreci geçirebilirdi. Yaptığı mitingleri izliyorum, en büyük rakibi Recep Tayyip Erdoğan’ı kendi silahıyla vuruyor. Binlerin önünde izlettiği videolar, seçmenler tarafından inanılmaz ilgi görüyor. Sosyal medya deseniz, her gün gündemin ilk listesi ve günün en çok konuşulanı Muharrem İnce, katıldığı televizyon programlarına bakıyorum, sergilediği performans gerçekten inanılmaz. “Yandaş” diye tabir edilen gazeticelere verdiği örnekler ve cevaplar kendisine “yandaşsavar” lakabı takılacak kadar yerinde ve başarılı.

Tabii bir de şu gerçek var. Sonuçta %50+1 oyu alamadıktan sonra, çok yüksek bir oy oranı bile yakalanmış olsa, bir şey ifade etmemiş olacak. Muharrem İnce her ne kadar ilk turda seçileceği yönünde açıklamalar yapsa da, o da gerçeği biliyor ve ilk adımın seçimi ikinci tura taşınmasının sağlanması olduğunun farkında. İkinci tur demek, bir nevi final demek. Final maçları da bir defa oynanır ve her zaman favoriler kazanmaz. Bu yüzden olası bir ikinci tura gidilmesi durumunda, yaklaşık iki haftalık bir süreç daha olacak ve Muharrem İnce şu ana kadar sergilediği performansını o ikinci tur öncesi yaşanacak iki haftalık süreçte zirveye taşıyabilir. Çünkü hepimiz gibi Muharrem İnce de biliyor ki, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olan kişilerin sayısının toplamı %50’yi rahat bir şekilde geçiyor. Bunun açıklaması da, Recep Tayyip Erdoğan’a oy verecek vatandaşları döndüremese bile, sırf en başından beri anlattığım muhalefeti tek yumruk şeklinde birleştirmesi, seçimi kazanması adına tek ihtimal olarak görünüyor.

Benim fikrim hala ilk gündeki gibi zor da olsa Recep Tayyip Erdoğan’ın finalde kazanacağı yönünde, ama az önce dile getirdim, final maçlarında her zaman favoriler kazanmaz. O yüzden olası ikinci tur öncesi yaşanılacak iki haftadaki performans, İnce’nin ihtimalinin ne olacağını görmemiz adına hayati önem taşıyor. Belki diyeceksiniz dereyi görmeden paçayı sıvadın, Meral Akşener ikinci tura kalacaktır diye. 20 gün öncesi belki dediğinize az da olsa katılırdım, şimdiki görüşüm Meral Akşener’in Muharrem İnce’yi geçip ikinci tura kalma ihtimali en fazla %5 yönündedir. Recep Tayyip Erdoğan ise tahmin ettiğimden daha sönük bir seçim süreci geçiriyor. Seçim konusunda şüphesiz ki en tecrübeli siyaset adamı, bu yüzden önümüzdeki 20 güne yakın süreçte, önemli çıkışlar yapacaktır diye tahmin ediyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir