Babam ve Ben

Önce kendi ile baş başa kalabilmeyi öğrenmek lazım, dış dünyaya kapalı olmak belli bir süre, sonra ne mi oluyor dökülüp gidiyor… Kalbinden kaleme…Yazıp yazmamakta gidip geldiğim bir yazı vardı hep aklımda… Ta ki bugün bir dostumun bana gönderdiği mesajı alana kadar… Ne diyordu mesajda… Bir şiirdi bu şöyle ki;

Veda

Sizin hiç babanız öldü mü?” 

Benim bir kere öldü, kör oldum

Yıkadılar, aldılar götürdüler 

Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Cemal Süreya

Evet oda benim gibiydi, göz göze geldiğimizde gözlerimizin kendiliğinden dolduğu, aynı duyguları belli aralıklarla yaşadığım bir dostumdu.. En çok onunla konuştum ve iki dostum daha vardı. İlk zamanlarda özellikle onların yanında paylaşıyordum duygularımı, çünkü sadece onlar anlarmış gibi geliyordu ki hala aynı duygulardayım… Yanılıyor olabilirim… Elbet ama hissettiğim bu…

Yine bir arkadaşıma kendimi açabildiğim bir sohbette… (kendisi bir psikolog, belki de bu yüzden) Kendimi kendimin bile anlamadığı dönemimde bana faydası olabileceğini umduğum için açmıştım kendimi… Saatlerce konuşmuştuk o gün… Kulağımda o sözleri hala çınlar…

Önce İnkar Edeceksin…

Evet ettim…

Evliyim, tedavi sırasında gelip gidiyorlardı annemle babam… Güçlüydü benim babam hastalığının ve tedavinin müsaade ettiği zamanlarda güveni hep tamdı… “Bi şu sesim açılsa derdi” hep için için onu yiyen ve onu alıp gidecek olan misafire rağmen… Misafir diyorum çünkü bir gün gideceğine hep inandım… Urla’da yaşıyorlardı annemle babam, dediğim gibi gidip geliyorduk Urla bizim ev arası… İstemem gelmeyin, gerek yok götürmeyin, diye bizi defalarca fırçalamasına aldırmadan… Zaman zaman kendinin gidip geldiği bile oldu inadını kıramadığımız zamanlarda, seviniyordum aslında bomba gibi benim babam, diyordum bak kendi gidiyo geliyo, diyordum. Kuş olup kanatlanıyordu kalbim. Yani bu gidip gelmeler dışında Urla’dalardı, gidiyorduk geliyorduk onlar oradaydı… İlk zamanlar yine ordalar diye düşündü zihnim, inkar etti. Hastaneden, yıkanmasına, mezarlıkta üzerine toprak atıp vedalaşmış olmama rağmen…

Neydi devamı… Pişmanlıkların Olacak… 

Evet! Pişman olduklarım oldu…

Her insanın sevgisini gösterme şekli başkadır; kendinizden, eşinizden, kardeşiniz, anneniz, babanız neyse çevrenizdeki insanlarda da gözlemlemişsinizdir mutlaka… Ben uzaktan severim, sarılıp öpmelere gerek duymadan bakışımla, sözümle hissettirmeye çalışırım hep babamla da ilişkim böyleydi uzaktan fakat samimi, sarmaş dolaş değil belki ama sıcacık… Birbirimizin gözlerine bakarak konuşurduk çoğu zaman… Keşke dedim, keşke sarılsaydım, öpseydim dedim evet yoğun bakımda kaldığı odada son gördüğümde ona hissettirmeden ellerini sevmiştim keşke öpseydim dedim…

Dedim de zaman geçtikçe ben buyum dedim babamın o misafirle gideceğini hiç düşünmedim ki daha fazlasını yapma gereği duymadım… ki zaten biliyordu babam sonra şüphelenmez miydi? N’oluyo! demez miydi? Son içtiği meyve suyunu annem uzattığında istemem demiş önce, annem Zeynep içsin diyor. Dediğinde bir yudum içen babama nasıl olurdu da alışkın olmadığı gibi davranırdım bu onun daha çok gücüne gitmez miydi? Giderdi… İşte bu yüzden pişman değilim artık son ana kadar –hastane odasının kapısında kalp masajı yapıldığını gözlerimle şahit olduğum anlarda bile o misafirin onu alıp gitmeyeceğine inanan bana– Yakışmazdı….

Ve Sonucu Kabulleneceksin dedi…

İlk günler sabah uyanıp rüya mı diye içimin titrediği dönemlerden bu günlere… En zoru da bu…  Aklına düşüyor ve o an gerçekle yüz yüzesin… Evet! Babam artık yok… Bir duble rakı içemeden geçen son bir yılın acısını eşimle, kadehi babama kaldırarak geçiriyorum zaman zaman… Babam duysa mutlu olurdu dediğim şeyleri yapıyorum sıklıkla… Annemi günde on defa arıyorum en az… –hastalığı öğrendiğimiz ilk günün akşamı şaşkınlıktan aptala dönmüş Zeynoya bakıp annenize iyi bakın dediği de hep kulaklarımda

İlk duyduğum günün gecesinden bu güne kadar ve hala devam eden bir alışkanlık edindim bir de dua ediyorum her gece gücüne inandığım bir dua var onu okuyorum… Buradan sonraki ömründe huzurlu olması için…

Evet… Kabullendim

Eh be dostum naptın sen bana bu gece, demiyorum iyi ki her zaman yaptığın gibi dokundun yüreğime…

Bir dostumdan daha bahsetmeden geçemeyeceğim ki onunla bakışmadan bile dolar gözlerimiz… Şaşardım ona, bu acıyı yaşamadan önce… Nasıl oluyor da derdim nasıl oluyor da olaylara bu kadar soğukkanlı bakabiliyor… Hafif nemlenir gibi olurdu da gözleri ağlayacak mı diye içine içine bakardım gözlerinin ama belli etmezdi.

Allah beterinden korusun diye başlamak istiyorum cümleme tabi… İnsan yüreğini yakan bir acı yaşadığında olaylara bakışı gözden geçirişi daha bir başka oluyormuş, şimdi ben de öyleyim daha bir güçlendim sanki…

Ve yine o dizelerle veda edeceğim;

Veda

Sizin hiç babanız öldü mü? 

Benim bir kere öldü, kör oldum

Yıkadılar, aldılar götürdüler 

Babamdan ummazdım bunu kör oldum “

” Sizin hiç babanız öldü mü?” 

Evet. Benim bir kere öldü…

beni hiç şaşırtmadı son ana kadar teslim olmadı babam …

Yine gitmezdi de yenik düştü…

Sevgilerimle… Zeyno…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir