Arabaya Sen Bin Faytona Ben, Dolar’ı Sen Bozdur Ruble’yi de Ben

Halk türkülerine karşı hep bir zaafım olmuştur. Güneydoğu’nun kurak topraklarında nadide bir filiz edasıyla biten aşk türküleri, aynı cümle içinde geçen; Kürtçe, Türkçe, Arapça, Süryanice sözcüklerin aynı notadaki farklı figürleri; ya da doğunun karlı dağlarından şehirlere uzanan umut dizeleri, geçmiş acıları, gelecek özlemleri, nerede olursam olayım işittiğim anda dokunmuştur bedenime.

Ve yahut Alevilerin; Hak inanışını, Ali aşkını anlattıkları deyişleri, bağlamanın tellerine senkronize olarak dudaklardan dökülmeye başladığında titretmiştir yüreğimi.

Orta Anadolu’nun Bozlak türküleri, Doğu Karadeniz’in ağıtları, Çerkezlerin acılarını dillendirdikleri söyleyişleri, Batı Trakya göçmenlerinin geldikleri yere duydukları özlemleri, Ege’nin efeleri, karşı kıyıyla ortaklaştırdıkları hikayeleri, gari yaşamıma yön vermiştir çokça.

Bugün ise; hangi toprağına ayak bassan kültürün fışkırdığı güzel memleketimin bir kentinde dillendirilen bir türküsüyle, duyumsadığım hisleri aktarmaya çalışacağım sizlere. Dilerseniz önce yazının başlığının ilk kuplesinde spoilerını verdiğim dizeleri paylaşayım, müsaadenizle.

 

Bursalı mısın kadifeli gelin çaydan mı geçtin,

Yanakların al al olmuş Konyak mı içtin.

İçtiğimiz konyak, mezemiz kaymak,

Sen kimin yarisin yavrum, Her yanın oynak…

Salondaki kanepede uzanmış, uyumakla uyumamak arasında gidip geliyorum, Müzeyyen Senar ustanın eşsiz sesiyle önce tek gözümü açıyorum ve başımı koyduğum yastığı dikleştirerek yaslanıyorum arkama sonra, ve başlıyorum; televizyondan yükselen türküyle birlikte zihnimde eş zamanlı dolanmaya başlayan sözcükleri, kanepenin başucunda bıraktığım defterime not almaya.

Yazdıkça şaşkınlığıma yeniliyorum, dinledikçe, “yahu bu türkü bu kadar evrenselmiş de bugüne kadar nasıl fark edememişiz” diye hayıflanıyorum.

Evet dostlar, şu dizelere bakar mısınız! Memleketin halini bu dizelerden daha iyi ne anlatabilir, ne açıklayabilir? Sanki birileri –dış mihrak mesela– bugünleri, kütüphanesi olmayan köye kütüphane müdürü atama edasında bir ileri görüşlülükle kaleme almış. Ne memleketin içinden geçtiği durumu atlamış, ne doların çılgın bir partide kendinden geçme halini es geçmiş, ne 95 senede doların geldiği noktayı; evet, elhamdülillah bir gece yatıp kalkıp kat edişimizi, onların konuşup Ak Parti’nin yaptığını unutmuş. Ne kadar yalın sözcüklerle açıklamış bizlere. İnanılmaz.

Ben lafı daha fazla uzatmadan; en az, dış mihrak olduğunu tahmin ettiğim bu yapı kadar ileri görüşlü olan yerli ve milli siyasetçilerimizin söyledikleriyle, bu şahane türküyü aktarayım. Dize dize karşılaştırabilirsiniz.

 

Ülkemizin içinden geçtiği kritik süreçte,

Dolar şimdi çılgın bir partide kendinden geçme hali içinde. Derinlik sarhoşluğu gibi sürekli başkalarının katılımıyla akıldan ipini koparmış bir şekilde gidiyor. Ancak bu çılgın parti muhakkak bitecek yine ekonomi kendi gerçekliğine dönecek.

Onların doları varsa bizim de dinimiz var.

Yapısal Reformlar, Yapısal Reformlar, neymiş bu Yapısal Reformlar,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir