“En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı.”

Sanırım kim olduğunu hepiniz anladınız. Kendisini fotoğraf sanatçısı olarak değil, foto muhabiri olarak adlandıran büyük usta Ara Güler’den bahsediyorum. Nasıl da farkında olmadan hayatımıza işlemiş değil mi? Normal yaşantımız sırasında kendisinden çok bahsetmediğimiz; ancak hayata göz yumduktan sonra aslında farkında olmadan hayatımızın ne kadar da içerisinde olduğunu, bu geçtiğimiz günlerde anladım…

Kendisini isim olarak mutlaka hepiniz tanıyorsunuz; ancak özellikle yirmili yaşlardaki gençlerimiz ve kendisinin yaşamını çok yakından bilmeyenleriniz için, yazımın tamamını  büyük ustamızın geçmişinden kesitler sunarak, kendisine atfediyorum.

Ara Güler;

16 Ağustos 1928’de İstanbul Beyoğlu’nda doğdu. Tam adı Aram Güleryan’dır. Annesinin adı Verjin’dir. Eczacı olan babası “Dacat Güler” Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi, Yaycı Köyü’nden. 6 yaşındayken okumak için İstanbul’a geldi. Ara Güler 1951 yılında Kuruçeşme’deki Getronagan Ermeni Lisesi’nden mezun oldu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışırken Muhsin Ertuğrul’un tiyatro kurslarına devam etti. Çünkü yönetmen veya oyun yazarı olmak istiyordu. 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başlarken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine devam etti. Ara Güler’e lise yıllarında babası ilk 35 milimlik film makinesini ve bir fotoğraf makinesi alıp Yeni İstanbul Gazete’sine “foto muhabiri” olarak işe girmesine yardımcı olmuştur. İlk çektiği fotoğraf; 1950 yılında Ticaniler denen gerici bir grubun kırdıkları Gümüşsuyu’ndaki Atatürk heykelinin resmidir.

Yaptığı işin dışında aynı zamanda savaş foto-muhabirliği de yapan Ara Güler, dört tane savaşa gitti. Katıldığı savaşlarda çektiği fotoğraflar dünya çapında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Hatta çektiği bir savaş fotoğrafı Times dergisine kapak oldu. 1962’de Almanya’da çok az fotoğrafcıya verilen “Master of Leica”ünvanını kazandı. İsviçre’de çıkan “Camera” dergisinde kendisine özel bir sayı ayırdı. Yaptığı işlerin içerisinde kuşkusuz en özel olanı Picasso ile olan röportajıydı. Picasso’nun 90. yaş kutlaması için hazırlanan Picasso Metamorphose Et Unite adlı kitap için yaptığı röportaj ünlü ressamın şatosunda gerçekleşti. Bu röportaj sırasında fotoğraf çektirmeyi sevmemesiyle bilinen Picasso’nun çok sayıda fotoğrafını çekmeyi başarmıştı…

Ara Güler 90 yıllık yaşamında adeta tüm dünyayı gezerek foto röportajlar yaptı ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyurdu. Bu arada İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi bir çok ünlü kişi ile roportajlar yapmış ve fotograflarını çekmiştir.

Kendisinin çektiği fotoğrafları ve kazandığı ödülleri göstermeye/yazmaya çalışsam, sanırım okumayı yarıda bırakırdınız.  İşte böyle bir adamdı Ara Güler. Güzel insandı. Ve öyle bir söz etmişti ki, sanıyorum bu sözün içini de en çok kendisi doldurmuştu: “Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.”

Hoşça kal güzel insan. Eminim gittiğin yerin de en güzel fotoğraflarını yine sen çekeceksin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir