Amerikan Başkanı Dahil Herkesi Devreye Sokun

Güne bir suç duyurusu ile başlayacağım. #günebirsuçduyurusubırak
Bundan tam bir sene önce yine bir Nisan ayı… Bilenler bilir doğduğum gün Nisan ayı içindedir. O günün sabah saatleriydi. Bilgisayarımı açmış feysbukta yazılan binlere tek tek cevap veriyorum. Gelen mektupları devasa kar küreme aletiyle ki biliriz ne olduğunu– odama yığıyorum. Keyifli bir günü zehir edecek bir cümle ile karşılaşıyor ve şaşakalıyorum. Bkz:şaşakalmak: Şaşırken 5 saniyeliğine durmak. Şaşakaldığımı gören Olric

– Ne oldu efendim ? diyor kendime geliyorum.
Olric, Oğuz babadan sonra işsiz, haftada bir gün bana gelir. Albayım der tokatlarım.

Feysbuktan gelen mesaj aynen şöyle;

”Hey Emirhan! İyi ki doğdun. Saatler 9’u gösteriyor. Mutlu bir gün seni bekliyor.”
Feysbuk samimi olsa bana vereceği selamı ”Hey” diye seçmezdi. Çünkü sadece çok yakınlarıma ”Hey” dediğimi beni yine çok yakından tanıyanlar bilir. Feysbuk ile bu kadar yakın değildim.
Doğum saatim 9.00… Bilerek ve isteyerek yazılmış olduğu aşikardı. Peki feysbuk bunu nereden bilebilirdi? Mutlu bir günün beni beklediğini tahmin etmesi masalsıydı. Geleceğe dair yorumlar yapmak caiz değildi herşeyden önce. Zuckenberg bunu bilirdi.

Gelen mesaja kimsenin yapmayacağı, akıl edemeyeceği bir şeyi gerçekleştirdiğim refleksiyle gelen mesaja cevap attım. Feysbuk yazıyor… Siliyor. Yazıyor…Siliyor. Ortak bir arkadaşımız, genel binada ortalığın biraz karıştığını söylemişti bir hafta sonrasında. İkinci mesaj geldi.

Hey Emirhan. It’s me Zuckenberg. How are you ?
Konuşmanın devamına sizler de anlayabilin diye Kazakça devam edeceğim.

Mırza Emirhan
Sağat qanşa?
Sağat ekige on mïnwt bar.
Mükterdi ağaştan salınğan üýlerdiñ şatırınan köremiz.
Biz bilip piz

Adeta şok oldum. Hakkımda bunca bilgiye nasıl ulaştılar. Ancak yaş tahtaya basmışlardı. Ne kadar dirayetli olduğumu ve bu işin peşini bırakmayacağımı ilettim kendilerine, Sırpça.

Birbirimiz deniyorduk. Farklı dillerde yazışıyor ve konuşma metnini anlamsız kılıyorduk. ”Zuckenberg, kişisel bilgisayarının apple olduğunu biliyorum” Bu bilgi onu milyarlarca dolardan edebilirdi. Korkardı taraf olmaktan. Feysbuk’u kurmadan önceki Yonja hesabının elimde olduğunu söyleyip afallattım kerizi. Bir anda kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başladı, televizyonum açılıp trt nağmeyi tuşladı.

Olanlara anlam veremiyordum. Kapının önüne gelen siyah araba, sokak başında taksi durağının gazabına ugruyordu. Ben taksi kullanarak ortak nokta olan Mecidiyeköy’e geçtim. Zuckenberg ile boş bir sinema seansında buluştuk.

Ona, ”Seni ihbar edeceğim. Kimse benden çalamaz” dedim.
”Çakır” dedi, gülümsedi.
”Sırıtman seni kurtaramaz. Yargılanacaksın” dedim.
Anlaşabiliriz. Lütfen beni ihbar etme. Ne istersen veririm.
Ne kadar paran var?
Ne kadar istersen.

Paranın miktarı değil ağırlığı ilgilendirir beni. Baby Feysbuk suratına attığımda….
Tamam dedi anladım.

Sinirimden vanilyalı milkshakei devirip çıktım salondan. Anlamsız bir ” Tanrıdan Diledim” müziği çaldılar arkamdan. Aldırış etmedim. Çıkar çıkmaz 155’i arayıp ihbar ettim. Sonrasında unuttum konuyu. Özür için gönderilen para dolusu çantayı Bebek sahilden denize fırlattım.

Dün Tv’de Zuckenberg’in yargılanışını izledim. Elimde rokfor peyniri ve taco ile. Hakim arkadaşım ona Yonja hesabını sordu. Dikkatli bakarsanız, “Dear Emir. Why?” diyor kafasını önüne eğip.
Kusura bakma Zuckenberg adalet senden ve benden değerli. Bu uğurda yanan, teraziyi dengede tutan çıradır sadece. Sana söyledim. Kimse benden çalamaz de papel!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir