Çizgi romanlar geek kültürünün temel taşlarından biri. İnternetin olmadığı 90’lı yılların ortasına kadar basılı yayıncılık çok daha farklı bir yapıdaydı. Çizgi romanlar buna rağmen günümüzde dahi üretiliyor, takip ediliyor durumda.

Nesilden nesile aktarıldı ve başkalaşımlar da yaşadı bu kültür. Örneğin babalarımız Teksas, Tommiks okurken biz Spider-Man okuduk. Şimdiki nesil ise -eğer okuyor ise- bambaşka bir Spider-Man’le muhattap oluyor.

Ne değişiyor peki?

Önce kahramanlar değişiyor. Zagor’dan Demir Adam’a giden bir dönüşüm. Daha dikkat çekici, daha süper(!) kahramanlar… Renkler, çizgiler değişiyor; olaylar daha günümüze adapte oluyor hep. Çünkü çizgi romanlar birer fantezi ürünü. Okuyucu o hikayenin içinde yer aldığını hayal ediyor okurken. Bu nedenle o olağanüstü evrende kendinden küçük şeyler bulabilmesi okuyucu için önemli. Bu nedenle ormanda gezen Zagor güncelliğini yitirirken, espriler yapıp, çapkınlık peşinden koşan multi-milyarder Demir Adam popüler oluyor. Çünkü Tony Stark okuyucunun kanka olmak isteyeceği türden biri.

Şimdi bu konuyu aklınızda tutun. Çizgi Romanlar okunmaya devam ediyor dedim ama tabi ki eskisi kadar değil. 1951’de çekilen Superman filminden bugüne kadar birçok süper kahraman fimi çekildi. Günümüzde ise patlama yapmış durumda. Eskisi kadar zor değil çünkü bu ekstrem olayları filmleştirmek. Her yıl bir-iki filmin geldiğini görüyoruz. Yani artık insanlar kitaplardaki çizimlerden çok beyaz perdede takip ediyorlar kahramanlarını.

Çünkü bu dev bir endüstri artık, çok iyi para kazanılıyor bu işten. İnsanlar kahramanlarını görmek için sinemalara akın ediyorlar. Eski yazılarımdan birinde değindiğim bir konuydu bu. Tamamı dijital efektlerle oluşturulmuş, inanılmaz güçlere sahip bu kahramanlar; sinemanın ses ve görüntü teknolojisiyle izlendiğinde daha iyi oluyor. Bu nedenle Hollywood Imax, 3D gibi teknolojilerle donattığı ve sinema salonlarını dolduran bu filmlere altın yumurtlayan tavuk gözüyle bakıyor. Şu anda sinemaya para kazandıran filmlerin çoğu çizgi roman uyarlamalarıdır.

Keza bunun altında yatan esas sebep ait olma duygusu. İnsanlar kitaplardan okuduklarını sinema perdesinde bütün gerçekliğiyle izlemekten büyük keyif duyuyor. Masal gibi bunu izlemek. Çizgi Roman okurken kafanızda o filmi çekmiş oluyorsunuz. Sizin kurduğunuz hayaller çekilen filme ne kadar başarılı yansıtılırsa o kadar da iyi oluyor bu filmler. İlk Superman filmleri için taytını giyip uçan kahramanımızdan şu an çok daha farklı gerçeklikte beklentiler var. Çünkü artık neredeyse gerçekten uçuyor bu adam; efektler, düşmanlar her şey çok gerçekçi. Bu sebeple artık iyi bir uyarlama için dijital efektlerin iyi olması yeterli değil, bu filmlerin sanatsal açıdan da iyi olması gerek. Karakterlere derinlik verilmesi, görüntünün iyi olması ve hikayenin iyi yazılması gerek.

90’lı yıllara kadar DC Comics’in tekelindeydi bu film işleri. Adam West’in Batman ve George Reeves’in Superman uyarlamalarının ardından ilk ciddi filmler; Christopher Reeve’nin Superman’i canlandırdığı dörtlemedir. Reeve’nin Superman ve Clark Kent performansları bugün bile aşılabilmiş değil. 90’lı yıllarda ise Tim Burton’ın Batman uyarlamaları var. Burton’ın karakteristik masalsılığı benim çok sevdiğim bir şey olmasa da Batman için çok uyumlu. Burton’ın Gotham’ı çizgi romana çok yakın resmetmesi, Michael Keaton’ın ve Jack Nicholson’ın performansları ve karanlık atmosferi ile Burton’ın Batman ve Batman Returns filmleri hala çoğu fan için en iyi Batman filmleri olarak görülüyor. Maalesef ki DC Comics öncüsü olduğu uyarlamaların ve bıraktığı mirasın üzerine Joel Schumaer’in Batman filmleriyle pisledi. O kadar kötü filmlerdi ki, Batman’in kostümünün meme uçları vardı. Bana göre Bruce Wayne’e en yakışan aktör olan Val Kilmer oynuyor olmasına rağmen berbat bir yönetimle DC’yi de duraklama dönemine sokuyordu.

Bu esnada Marvel sinema tarihine geçecek kötülükte filmler yapmıştı. Atak yapmaları 2000 yılında olacaktı. Maddi açıdan zorda olduklarından film haklarını farklı şirketlere satmışlardı. DC Warner Bros’a kendini bağlamışken, Marvel haklarını Fox’a sattığı X-Men filmini 2000 yılında, Sony’ye sattığı Spider-Man filmini ise 2002 yılında patlattı. X-Men harika bir filmdi, her şeyden önce çizgi romana çok yakındı. Burton’ın Batman’i gibi çok doğru yazılmıştı. Usual Suspects’i yöneten adam yönetiyordu. DC’nin koruyamadığı mirası Marvel koruyordu adeta. Film üç efsanenin; Hugh Jackman’in Wolverine, Sir Ian McKellen’ın Magneto ve Patrick Stewart’ın Charles Xavier performanslarının elinde yükseliyordu. 2002 yılında ise Spider-Man ile zirve yaptı bu furya. Sam Raimi çok doğru işler yapmıştı. Aslına uygun olmayan kısımlar elbette ki vardı ancak karakterin orijin hikayesi çok iyi işlenmişti. İlk kez bir filmde, kahramanın kahraman oluşu ince ince işlenmişti. Marvel tıpkı çizgi romanlarda da olan fark gibi sinemada da DC ile farkını ortaya koyuyordu. Filmler de çizgi romanlar gibi gerçekçi ve mizahiydi. Bu başarılar her anlamda Marvel’ın önünü açtı. Marvel yan hikayelerle birlikte 9 adet X-Men filmi, 6 Spider-Man filmi yaptı. Spider-Man’in haklarının bir kısmını satın aldı. Filmlerin birbiriyle etkileşime girdiği bir evren yarattı ve filmlerini artık kendi stüdyolarıyla çekiyorlar. Özgür ve bağımsızlar. Son dönemde Guardians of Galaxy gibi inanılmaz komik, Doctor Strange gibi inanılmaz görsellikte filmler yapabiliyorken, Fox kanalıyla R-Rated Logan ve Deadpool gibi filmler de çıkarabiliyorlar.

DC ise Marvel’ı uzun süre izleyerek 2005 yılına kadar bekledi. Bu yılda Christopher Nolan’ın Batman Begins’i ile karakterine reset attı. 2012 yılına kadar yapılan üçleme ile uzun süre unutulmayacak, sinema tarihine geçen bir işe imza atılmış oldu. Nolan her şeyden önce karakteri alarak başka bir gerçeklik boyutuna sokmuştu. İnsanlar özel gücü olmayan bunu kazanan karakteri, hiçbir olağanüstülük, mutasyon, metafizik vb. olmadan izlemeye bayıldılar. Bu üçleme adeta bir sanat eseriydi. Yine 2005 yılında Vertigo’dan çıkan V For Vendetta ile beraber aşılamayacak bir çıta koymuştur çizgi roman uyarlamalarına Nolan’ın Batman üçlemesi.

Batman ile efsane bir yükseliş yapan DC diğer işlerinde ise inanılmaz kötü kararlar verdi. Batman Begins’in hemen ardından berbat bir Superman filmi yaptılar. Sonra Superman’i değiştirip daha farklı tatta bir film yaptılar. Sonra Batman’i değiştirip yeni Superman’le kapıştırdıkları yeni bir film yaptılar. Bu esnada Marvel her bir karakterine bir film çekip, bunları Avengers evreninde buluşturuyordu. İzleyiciyi evrenin içine çekmişlerdi, DC ne yapsa sakil duruyordu. Marvel her karakterini iyi tanıyıp ona göre yazıyordu. DC ise karakterlerine Marvel tadı vermeye çalışırken hala Nolan’ın gerçeklik anlayışının peşinden gidiyordu. Superman gibi tamamen dünya dışı bir karakteri alıp gerçekçi resmetmeye çalışırken, Batman’i espri yapan bir karakter olarak yazıp doğasını bozuyordu. Ben Affleck’in performansını beğenip yaptırdıkları solo filmi Affleck’in elinden alıp iki kere yönetmenini değiştirmeleri, projenin iptalin eşiğinden dönmesi buna örnek mesela. Hiç beğenilmeyen Batman V Superman filminin yönetmenini Justice League’nin başına vermeleri ve Synder’in kızı intihar ettiğinden projeden ayrılması sonrası Joss Whedon’ın filmi neredeyse baştan çekmesine izin verilmesi de. Ben bunları yazarken DC Comics ve Warner Bros yalan yanlış bir şeyler yapmaya devam ediyorlar.

Ne olursa olsun bu filmler milyonlar tarafından izlenmeye devam ediyor. Sinema tarihinin en çok kazandıran akımı bu. Spielberg gibi yönetmenler bu filmlerin Western akımı gibi sönüp gideceğini öngörse de her zaman için çizgi-roman uyarlamalarının insanların heyecanla bekledikleri işler oluşu gerçeği de ortada. İki ana firma da önümüzdeki dönemde neredeyse her yıl için bir film sürecekler piyasaya. Televizyon dizileri, spin-off hikayeler, çizgi filmler de cabası. Bu filmlere ait organizasyonlar, ürün satışları da eklendiğinde dev bir sektör çıkıyor ortaya. Bakın The Avengers 623 Milyon Dolar gibi bir hasılat yaptı. Çizgi roman uyarlamalarının en çok hasılat yapan 100 filmine baktığımda 16 Milyar Dolar gibi bir hasılat toplamı görüyorum. Bu Nike’nin şirket değerine çok yakın bir para. Umarım artık bu sektörün çocukluğunuzda okuduğunuz çizgi romanlar kadar masum olmadığını fark edersiniz.