50+ Bahçeli

Sandıktan çıkan “Hayır”a karşı mühürsüz pusulalarla sonucun belirlendiği 16 Nisan referandumu, sene-i devriyesinde marifetini gösterdi ve kucağımıza nur topu gibi tek yumurta ikizi iki seçim bıraktı. İlkinde bir adet insan seçeceğiz ve bu insan bayaaaa müthüşş olmak zorunda zira KHK dediğimiz sihirli değnekle üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun yok vesselam. İkincisi ise; henüz ne iş yapacaklarını tam olarak kestiremediğim, 600 kişiden oluşacak, günlük hayatımızı düzenleyen yasaları çıkartma yetkileri olmadığından burun karıştırıp candy crash oynayacak, o atlarına binip gitmeyen güzel insanlar arasında tercih yapacağımız seçimdir. Hayırlı olsun. Çıkan sonuç başımızın üzerinde…

Ancak benim bugün değinmek istediğim şey işin süreci değil tam olarak sonucu. Ve yine tam olarak da devletin başına bir kez bile gelemeyen bundan sonra da gelme ihtimalini kendi elleriyle öldüren yalnız adam Devlet Bahçeli’nin gözünden değerlendirmek istiyorum durumu. Cebimde taşıdığım bir miktar senaryom var, hazırsanız başlayalım.

  • Seçim Gecesi… İsimleri yazılmayıp, Kırmızı, mavi, yeşil ve sarı renklerle ifade edilen siyasi partilerin oy oranları verilmiş. İç işlerinde serbest dış işlerinde Ak Parti’ye bağlı YSK’nın, sonuçların açıklanması için belirlediği saate birkaç yelkovan darbesi varken bingooo HaberTürk TV sabah yediği yüreğin etkisiyle sonuçları açıklar. Ardından, bağımsızlığından ve çizgisini her daim sürdürdüğünden zerre şüphe duymadığım Flash Tv hariç tüm ulusal ve yerel kanallar “Son Dakika”larına tuşlar. Ve günün sonunda senaryo bu ya Devlet Bey’in partisi emlakçı komisyonu kadar aldığı oyla meclise girer ve yine diyelim ki desteklediği cumhurbaşkanı da ikinci kez seçilip duble der.

İnanın bana saatlerimizi ayarlayalım ve politik iklimi değerlendirmek için bir sene sonra yeniden buluşalım, bir bakacağız ki MHP isminde bir parti kalmamış, kalsa da Erdoğan’ın doğal seçmeni halini almış, ülkücü bıyığının yerini nokta nokta kazınmış bıyık kapmış vs… Ondan sonra Devlet Bey ufak bir yazım hatasıyla Devlet Bye olur da olan Türkiye siyasetinin şirazesine olur.

  • Gelelim diğer seçeneğe. MHP’nin alacağı oyda ve gireceği 600 kişilik hoş sohbet meclisinde değişen bir şey yok. Senaryo ikiye göre değişen tek şey cumhurbaşkanlığı makamında oturanda. Muhalefet partileri ilk turda kendi adaylarıyla girdiği seçimde Erdoğan’ı yüzde 50’nin altında tutmayı başarmış ve ikinci tura centilmenlik anlaşmasıyla giderek en çok oy alan adayın arkasında konuşlanmış. Musmutlu, pespenbe süren gecede tüm sokaklar; bir kar yağar İnce İnce, reisimizin hali nice… (bkz. Komando türküsü/marşı) diye inliyor. Yani birileri üzülüyor, birileri seviniyor ama üçüncü bir psikoloji var ki belki de en hazini. Sevinmekle üzülmek arasında bir araf hali. Kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum türküsünün telifi. Yalnız kurt Devlet Bahçeli.

Geçmişte dişinden tırnağından arttırarak biriktirdiği oyun bir kısmı Erdoğan’ın tapulu arazisine geçmiş, diğer kısmı ise Akşener’in güvenli kollarını seçmiş. Ve bu senaryonun sonu da emekli olan bir parti lideri, teşkilatları başka partilere oy verir olmuş bir parti ve genel başkanına güvenip bir gün yağ mı yesem diğer gün bal mı sürsem diyen 30 ila 40 arası milletvekili ile noktalanır.

Değerli okur; şuan bu yazıyı okuyorsan muhtemelen ikinci senaryo için istiareye yatanlardansın. (Kişi kendinden bilir işi :)) Ancak bu yazı ağır veda içerir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir