"Enter"a basıp içeriğe geçin

Adım Adım 24 Haziran’a…

Evet, artık mayıs ayının sonlarına doğru yaklaşıyoruz. Seçim heyecanı her geçen gün artıyor. Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş dışında, diğer tüm adaylar ülkeyi karış karış dolaşmayı sürdürmekte. Gönül istiyor ki sadece oy alabilmek için değil, yılın her döneminde bütün şehirler dolaşılıp vatandaşların dertleri dinlenilse… Ama biliyorum, sanırım çok şey istiyorum…

Şu an kendi yorumumu yapacağım ama eminim ki birçoğunuz benim gibi düşünüyor, başkan adaylığı açıklandığından bugüne kadar en çok çalışan, en çok ilgili gören, seçim propagandasını en başarı şekilde sürdüren, en çok ses getiren başkan adayı Muharrem İnce. Evet, kendisinin bir heyecan getireceğini bekliyordum; ancak bu kadar başarıyla devam edeceği, bu kadar herkesi kucaklayacağı ve bu kadar inançla sürdüreceğini beklemiyordum.

Her gün harıl harıl çalışıp, şehir şehir dolaşmaya devam ediyor. En alt gelirli vatandaş gruplarına kadar her soruna eğilmeyi başarıyor. Ve ısrarla bilim diyor, bilim… Bu ülke cumhurbaşkanı adaylarından birinin din, Allah vb. konuşmalar yerine “bilim” sözcüğünü kullanması gerçekten muhteşem bir durum. Ve ısrarla parlamenter sisteme geri dönüş yapacağını da söylemekten geri kalmıyor. Olası bir ikinci turda hala tüm muhalif kesimi tek çatı altında toplaması düşüncesinde çekincelerim fazlasıyla devam ediyor ama her geçen gün bu çekincelerimi azalttığını da söylemem gerekir. Bir de bu yoğunluğun arasında televizyon programlarına da katılmayı ihmal etmiyor. Son katıldığı programda söyledikleri, duruşu, zeki cevaplarıyla izleyenleri biraz daha kendine yaklaştırmayı başardı. Bir kere kendisi öğretmen, bu durumun hemen anlaşıldığını söyleyebilirim. Samimi konuşuyor, çağdaş bir ülkede olması gereken ne varsa yapmak istediğini açıkça beyan ediyor. Siz de izlerken, işte bu ülkenin cumhurbaşkanı olması gereken insan demiyor musunuz?

Gelelim bir diğer cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş’a. Gerçekten halk üzerinde, özellikle de gençlerde, hatrı sayılır bir ilgi çekiciliği var. Şu an seçim propagandasını ceza evinden doğru yürütmesine rağmen verdiği kıvrak zeka ürünü cevaplar ve sosyal medya paylaşımlarıyla yine bir seçim öncesi kendisinin ve partisinin adını ön plana çıkarmayı başarıyor. Özellikle parti olarak bir avantajları var, mecliste muhalefetin çoğunlukta olabilmesi için mutlaka HDP %10 barajını geçmek zorunda. Bunun bilincinde olan birçok seçmen, özellikle de sosyal demokrat seçmenler, HDP’nin baraj altında kalmaması için kendilerini destekleyeceklerini düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimi içinse tabii ki en yüksek oyu alamayacağının bilincinde bir insan Demirtaş, ama bir önceki seçimlerde olduğu gibi, kıvrak zekasını ve kendisini ön planda tuttuğu sürece ve ağzından çıkacağı her “barış” kelimesinin samimiyetine inanıldığı sürece oylarını seçime kadar bir hayli arttıracağını da iyi biliyor. Kendisinin oyları artması demek, doğal olarak temsil ettiği ve artık eş başkanı olmadığı partisinin de oylarının artması demektir. Son olarak Doğu Perinçek’in başkan olursam ilk işim HDP’yi kapatağım sözlerine karşılık sosyal medya hesabı Twitter üzerinden bir cevabı var ki, Doğu Perinçek umarım bu paylaşımı yavaş yavaş, sindire sindire okumuştur…

Gelelim her şeye rağmen cumhurbaşkanlığı seçilme şansı en yüksek olan bir diğer aday olan mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a. Özellikle durdurulamayan döviz konusu, bir hayli canını sıkıyor. Üzerine her geçen gün artan Muharrem İnce popüleritesi de içten içten Erdoğan’ın canını sıkmakta. Özellikle başkan seçilmesi durumunda yapacağı ve gerçekleştirilecek projeler açıklaması bana göre tam bir skandal! 16 yıldır ülkeye yöneten birisinin eğer seçilirsem bunları bunları yapacağım gibi projeler sunması, insana dedirtmez mi madem bunları yapacaksın, neden 16 yıldır yapmadın? Sizce de her geçen gün yolun sonunun yaklaştığı belli olmuyor mu? Ama cümleye başlarken her şeye rağmen seçilme şansı en yükek olan aday dedim. Muharrem İnce ve diğer adaylar istedikleri kadar başarılı bir şekilde propaganda yapsa da, 16 yıl boyunca kemikleşmiş bir oy kitlesi var ve ne olursa olsun kayıtsız şartsız destek görüyor. Buna az da olsa Milliyetçi Hareket Partisi oyları eklenince, %50+1 almaya en yakın doğal aday kendisi oluyor. Evet, belki çok rahat olmayacak ama bir şekilde cumhurbaşkanı olacaktır diye düşünmekteyim hala, ama muhalefet adına bu sefer çok ciddi anlamda meclis çoğunluğu olma şansı var. Hem de hiç azımsanmayacak bir şans. HDP’nin barajı geçmesi durumunda muhalefet partilerinin meclis çoğunluğu olması neredeyse kesin görülüyor. O yüzden muhalefet partileri cumhurbaşkanlığı kadar, milletvekili seçimlerinin de farkında.

Diğer bir aday Meral Akşener’e bakacak olursak, tamamen Muharrem İnce’nin gölgesinde kalmış bir şekilde, mitinglerini sürdürmekte. Zaten medya gücü muhalefet adına ülkede çok sınırlı, bu medya desteğini Demiştaş’dan sonra en az alan ikinci aday da Meral Akşener. Tabii ki kendi çapında tüm seçim propagandasını sürdürmekte ve sosyal medya faktörünü olabildiğince kullanmak istiyor. Şahsi fikrim, olası bir ikinci tur için her geçen gün şansı azalmakta. Daha önce söylediğim mutlaka bir çıkış yapmalı ya da herkesi birleştirecek bir slogan bulmalı söylemim devam ediyor. Bu şekilde devam ettiği sürece %15-20 bandında bir oy alıp, üçüncü en yüksek oyu alan aday olarak evine dönmek olacak. Önünde az bir süre kaldı, hep beraber bekleyip göreceğiz…

Birkaç kelam da Doğu Perinçek için etmek istiyorum. %1-2 oy alması bile başarı olabilecek bir seçime girmeye hazırlanırken, Demirtaş’tan yediği gol, kendisi adına hiç iyi olmadı. Sadece terörü bitirmek adına bile olsa OHAL’i devam ettireceğim cümlesi, olası %1 oyunu bile almayı zorlaştıracaktır diye düşünüyorum. Aynı zamanda 100 bin imza konusunda Cumhuriyet Halk Partisi seçmenine teşekkür edeceği yerde, karşısına almayı da sürdürüyor. Ne diyelim, haziran sonuna kadar adaylığın ve az da olsa gündem olmanın tadını çıkarsın.

Son aday Temel Karamollaoğlu içinse istediği cumhurbaşkanı adaylarından bekleneni alamadığı ve herhangi bir mevcut adayla ittifak yapamadığı için kendisi aday olmak zorunda kaldı. Açıklamalarıyla sempati kazandığı ortada. Alacağı oy sınırlı, ancak kendisinin ve partisinin oy potansiyelini görmek açısından, seçime girmesi mantıklı diye düşünüyorum.

Seçimler öncesi klasik cümlemi vurgulamaya devam edeceğim. Oy atmadan önce iyi düşünün, bu seçimler köprü öncesi son çıkış…

***

Bu kadar seçim demişken, Galatasaray ve Fenerbahçe seçimlerinden bahsetmezsek olmaz. 

Galatasaray Spor Kulübü geçtiğimiz hafta sonunda altı ay dolmadan yeniden başkanlık seçimi için toplandı. Dursun Özbek’in erken seçim kararı aldığı ve seçimler sonucunda yerini Mustafa Cengiz’e kaptırdığı ocak ayı sonunda, bu sefer gerçek zamanında ve 3 yıllığına seçimler gerçekleşti. Mustafa Cengiz beklenenin çok daha üzerinde bir farkla yeni dönem Galatasaray Başkanlığına seçilmiş oldu. Beni tanıyanlar bilir, Galatasaraylı olduğumu da hiç gizlemem zaten. Bu seçimden, Galatasaray ailesi adına en olumlu sonucun çıktığını düşünüyorum. Mustafa Cengiz ve Fatih Terim birlikteliği altında oluşacak nice başarıların atıldığı bir tarih oldu 26 Mayıs 2018 tarihi…

Mayıs ve haziran ayları tamamen seçim ayları olacak demiştik. Bir de Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlık yarışı var ki, en az cumhurbaşkanlığı seçimi kadar heyecanla bekleniyor. Bir yanda tüm Fenerbahçelilerin istediği Ali Koç, diğer yanda 20 yılı devirmiş, yılların eskitemediği başkan Aziz Yıldırım… Bu seçimi en heyecanlı kılacak durum şüphesiz ki oyların üyeler tarafından verilecek olması. Medyaya ve taraftarlara bakacak olsak %80’in üzerinde oyla Ali Koç başkan olurdu. Ama üyeler birçok farklı etmenlere göre oy veriyor. Çok küçük bir farkla Aziz Yıldırım’ın son kez başkan seçileceğini tahmin ediyorum. Ama bu sefer gerçekten de son olacak… Bakalım, çok kısa bir zaman kaldı önümüzde. Hep beraber gelişmeleri takip etmeyi sürdüreceğiz.

Hepinize iyi hafta geçirmeniz dileğiyle…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir