1978/Maraş

Benim için ama benden ziyade ülke adına yaşanılan en kara günlerden birisi 19 Aralık’ta Maraş’ta yaşandı. Alevilere yönelik yapılan katliam resmî kayıtlara göre yedi gün sürdü. 120 insan öldürüldü ,100’e yakın iş yeri tahrip edildi. Yaklaşık yirmi üç yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1 ila 24 yıl arasında ceza aldı. Bu katliam sırasında etkin rol aldığı düşünülen 68 kişiye ise ulaşılamadı.

Maraş katliamının tarihi açıdan önemi ise 12 Eylül darbesine yol açan başlıca olayların başında gösterilmesidir. Milli istihbarat teşkilatına (MİT) göre ise “Türk-Kürt” meselesi darbeye yol açan sebeptir.

Gelin birazda o kara günlerin nasıl yaşandığını anımsayalım:

O sıralar Alevi – Sünni ayrılığı ülkemizde iyice tırmanmıştı. Ve bu tırmanışın en çok hissedildiği kentlerden olan Kahramanmaraş’ta  Çiçek Sineması’na o dönemin ender milliyetçi filmlerinden olan ve Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı “Güneş ne zaman doğacak” isimli filmin gösterimi sırasında patlayıcı madde atılmış, bu atılan patlayıcı madde olayların başlangıcı olmuştu. Kalabalık sağcı bir grup da “Kanımız aksa da zafer İslam’ın ve müslüman Türkiye“ sloganlarıyla Cumhuriyet Halk Partisi il merkezine saldırdılar.

Ertesi gün, Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim mahallesinde bir kıraathane bombalandı. Şans eseri bomba tam olarak içeri girmemişti ve ölen vatandaşların sayısı sadece bir olarak kalmıştı. Daha sonraki gün ise Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü Alevi öğretmen silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitirdiler. Bu iki öğretmenin cenazesi sırasında ortam gerilmiş ve cenazelerin gömülmesine izin vermeyen sağcı grup ile, cenaze sahibi Alevi grup çatışmaya girmiş ve olayların sonucunda üç insanımız daha öldürülmüştü.

Günlerce devam eden saldırılar kontrolden çıkmış, komşu kentler olan Kayseri ve Gaziantep’ten, şehre askeri birlikler gönderilmişti. Olayın yaşandığı sırada dönemin başbakanı Bülent Ecevit, iktidar da CHP idi. Dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı yaptığı açıklamada; olayın sebebinin sol örgütler olduğunu söyleyerek partisinden ve halktan büyük tepkiler görmüş ve istifa etmek zorunda kalmıştır. Yerine Hasan Fehmi Güneş getirilmiştir.

Başbakan Bülent Ecevit de uzun süredir direndiği sıkı yönetim talebini zorlamak için olayların kontrgerilla tarafından çıkarıldığını bildirdi. Oysa günümüzde ne kadar kolay devam ettiriliyor sıkı yönetim…

Her zaman savunduğum bir şeydir. Bu tip olayları en küçük ayrıntısına kadar hatırlatmak tekrar yaşatmak, sadist olduğum için değil tabii ki, tekrar tekrar bahsetmeliyiz ki olayların büyüklüğü herkes tarafından hatırlansın, bir daha bu tip olaylar yaşanmasın diye elimizden geleni yapalım.

Gelelim günümüze …

Her fırsatta hortlamaya açık bir konu olarak devam ediyor; Alevi -Sünni, Türk-Kürt konusu… Etnik ve dini konular çok hassas konular ve hakkında konuşmak bile tehlikeli. Ancak günümüzde ve yakın zamanda yaşanılan olaylara dikkatli bakacak olursak, birileri bu konuları inatla deşmeye devam ediyor. Burada en önemli görev bizlere, yani halka düşüyor. Yoksa dezenformasyona kapılıp olayların tekrar büyümemesi şu anki konjonktürde mümkün görünmüyor. Aman diyeyim, bir Maraş’ı daha bu ülke kaldırmaz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir